Sokakta Un Helvası

» yazdı | 27 Ocak 2012 | kategorisi: hayatın böğründen, içses | 3 yorum

Tavada kavrulurken rengi değişen unun, burnuma dokunan kokusunu hissediyorum sokakta yürürken… Annem sürekli karıştırırdı, benim içim içime sığmazdı, nasıl heyecanlanırdım. Şimdi botlarımla o tencerenin içindeyim, eziyorum,karıştırıyorum… Merhametli bir sevgilinin sevgisi gibi yumuşacık. Ama “yumuşacık” kelimesi tam karşılığı değil hissettiğimin. Kaldırımda, hafif çamurla karışmış kar ama tam erimemiş daha… üstünde yürürken buram buram annemin un helvası kokusu…  ve ben o teflon tencerenin içindeyim işte… Ben bunları yaşarken pamuk beyaz kara nasıl “beyaz kabus” diyebilirim.

devam

Brazzaville’den geliyor: Bosphorus

» yazdı | 26 Ocak 2012 | kategorisi: müzik kutusu | 0 yorum

bitli insanları, bir kaç zamandır günde beş öğün dinlediğim şarkıdır ‘bosphorus’. böyle iç gıcıklayıcı, sevimli, sakin, gülümseten, insana moda sahilinde sigara yaktıracak bir şarkı. sevelim, sevdirelim. sevaptır.

devam

Yûsuf’un aynası…

» yazdı | 25 Ocak 2012 | kategorisi: edebiyat, özlem gülleri | 3 yorum

“Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler” A’râf 176

Bir gün Yusuf’un güzellik şöhretini duyan bir bedevi, çöller aşıp seraplara kanmadan, vahalara duraklayıp en fazla, hiç yolundan sapmadan. Yusuf’u görmek için Ken’an iline varmıştı.
Yanına vardığı zaman, Yusuf, o güzellik güneşi, çocukça bir sevinçle gülümsedi.
Ve dedi: De bakalım ey bedevi, bunca yolu aştın ve geldin. Bir yükün olmalı. Sözün hazinesinden ya da mera denizinden ne getirdin bana?
Yoksul bedevi gülümsedi.
Dedi: Yusuf, ey Ken’an’a doğan dolunay! Ey varlıklara sebep olandan nişane olan! Gülümsedin. İçim aydınlandı. Baktın ve konuştun ya benimle artık yitmem, eskimem. Lakin güzelliğin denizinde yekta inci iken sen, benim gibi yoksul bir bedevi sana ne verilebilir ki? Sende olmayan bende, ne olabilir ki?
Böyle diyerek bedevi, sırtındaki devetüyü heybeden bir ayna çıkardı usulca. Küçük, yuvarlak bir el aynası, kıymetsiz bir şey.

Sana, dedi en uygun armağan bir ayna olabilir yine de.

Bir ayna ki ona baktığında kendi güzelliğini göresin.

devam

istanbul – büyük, kirli kaldırım

» yazdı | 24 Ocak 2012 | kategorisi: edebiyat | 3 yorum

dinlemece..

istanbul, her zaman ki gibi kalabalık, boğucu, kirli. aslında her zaman ki gibi sessiz, ilham verici, tertemiz. duruma göre, kişiye göre kimlikleri var istanbul’un. kişiye göre senaryoları var. buraya gelip kirletenler ya da buraya gelip kirlenenler var her zaman. kaldırımları var istanbul’un. her şeye şahitlik eden büyük, kirli kaldırımlar. şimdi bu kaldırımların şahit olduğu milyonlarca hayat hikayesinden birisini okuyacağız birlikte ya da siz okuyacaksınız ben anlatacağım size..

devam

Kalemimi al ve yazmaya başla!

» yazdı | 23 Ocak 2012 | kategorisi: müzik kutusu | 1 yorum

Kalemimi al ve yazmaya başla!
Mücadele ediyorum, parlak ayışığındaki karanlık güçlerle savaşıyorum…
Mum ışığında yazıyorum, kavrayışı buluyorum…

devam

Merhaba

» yazdı | 21 Ocak 2012 | kategorisi: mutluluk kutusu, müzik kutusu | 12 yorum

Merhaba Bitli limon ailem :) 2009 senesinde keşfettiğim, birbirinden güzel yazıları okuya okuya tatlı bir bağımlılık halini alan, her gün bitlilerimiz ne yazmış diye merak ettiğim, zaman zaman ihmal ettiğim olsa da her daim kalbimde özel bir yeri olan Bitli limon’da yazar olma gururunu yaşıyorum.. Müdüriyetimize çoook teşekkür ederim beni yazar olarak kabul ettiği için. Çok heyecanlıyım aynı zamanda :) Yine daimi takipçiniz olarak birbirinden güzel yazılarınızı takip etmeye devam edeceğim :) Elimden geldiğince içimden geldiği gibi yazılarımı sizinle paylaşacağım..

devam

sultanım…

» yazdı | 19 Ocak 2012 | kategorisi: özlem gülleri | 10 yorum

sultanım...

Değerlim,
sen güle bakıp manasını sevensin,
kokusunu cennet kokusu gibi içine çekip ahhh edensin.
kırmızılığı mı seni çeken yoksa yeşilliği mi yapraklarımın,
benim bildiğim ise sadece zandan ibaret.
ağlaman berekettir gamıma.
gönlümdeki ışığı gören,
ben sana aynayım,
sen bana asıl.
senin senliğin benim.

devam