
gün geçmiyor ki yeni bir olayla karşı karşıya kalmayalım. klasik bir haber başlangıcı gibi oldu ama gerçekten de çok enteresan. geçen gün izlediğim bir videoda, denek karga, büyük bir kafes içindeydi, yerde bir masa üzerinde de uzun bir silindir vardı. en dibinde de, küçük bir kovanın içinde bir miktar yiyecek. karganın gagasıyla ulaşması mümkün olmayan bir derinlik olduğu için, kralı gelse yiyeceği oradan çıkaramaz diye bir kanıya varıyorsunuz ilk görüşte…
gelen kişi tahmin ettiği gibi uğrunda ölmeyi bile göze aldığı sevgili idi. durdu… baka kaldı suratına, donuk bir ifade ile… zaman durmuştu sanki. bir daha asla dönmeyecek dediği “o” geri gelmişti. içeride sessizlik oldu bir an. “o” da donmuş kalmıştı. gözlerinin içine bakmaya kıyamadığı sevgilisi ne hale gelmişti. sonra birden irkildi… sinirli ve sitemkar bir ses tonu ile “ne yapıyorsun sen burda?!..” verecek cevabı yoktu. sadece dudaklarından o kelime dökülü verdi… “sen?”…
bugün bir hafiflik var üstümde, nedenini bilmediğim, insanlara karşı daha bi duygusuzum bugün ondan olsa gerek, ne zaman değişecek bu durum bakalım. duygusuz olmak ne kadar hoş bişiymiş. uçacak kadar hafif, kendimi taşıyacak kadar güçlü hissediyorum. sen aklıma geldiğinde bile sinirlenmiyorum, kızmıyorum, üzülmüyorum, düşünmüyorum.
bir kaç gündür öksürükten, üşütmekten ve halsizlikten, gitmekle kalmak arasında dolanıyorum… sizin anlayacağınız; serat, mümkünse kısa bir süre içinde mortingen… şimdi kendi kendime soruyorum, ne zorun vardı da denizden çıkmadın? ne diye üstünü giymeden dolandın? ne diye rüzgara dikkat etmedin? ama nafile… daha bu soruların ortasına varmadan bir öksürük krizi tuttu ki sormayın… zaten anam burada değil, gurbetçi takılıyoruz, bir de hasta olduk… neyse arkadaşlar ben hafiften vasiyete girişiyorum, ismi geçenler dikkatli okun, paylarına az çok birşeyler düşebilir…

evet arkadaşlar, biraz geç kalsam da uzun zamandır beklediğim bir olayın sonucunu sizinle paylaşacağım. system of a down grubunun bir kaç sene önce birlikte müzik yapmaya ara verdiğini sevenleri biliyordur. daha sonra solist serj tankian ve gitarist daron malakian kendilerine solo albüm yapacaklarını açıklamışlardı. ben de bu olayın sonucunu uzun süredir bekliyordum… neyseki serj’i çıktığında, scars on broadway’i ise uzun bir süre sonra dinleyebildim… gelelim “hangisi döver?” sorusuna…