oğlum…
bir zamandır sana yazamadım… galiba uzun bir zamandır…
neler yaptığımı anlatmadan, seni gün içinde, fazla düzgün, hatta periyodik bir şekilde düşünüyor,-bu cümle biraz b.ktan oldu yavrum, artık sen de, babanın hatalarını, devriğidir, düşüğüdür ya da imla hatasıdır, görüp düzeltebilecek seviyede olduğunu gösterirsin, bunları okurken…- hep seni kurguluyorum…
sana uzun zamandır yazmıyorum, çünkü aklımı toplayamamak, ya da daha şimdiden -belki çok erken, ama gerçek bu- sana ne söyleyeceğimi, nelerden bahsedeceğimi bilemez oldum… gün içerisinde birşey yaptığım da yok, olsa, gelip onları anlatayım sana yavrum, ama yok, baban bomboş gezinmekte…
şu evlenmek için bir araya gelinen programlara takılıyorum bazen yavrucuğum… yok, öyle bir niyet yok ama insanlar, kendi aralarındaki ilişkilerde nelerden rahatsızdır, genel olarak toplumda evlenilecek erkek-kadın nasıl kıstaslarla aranıyor, insanlar neden boşanıyor veya… böyle şeylerin sorularını, oraya katılan insanların anlattığı kadar, ya da oradaki insanların yaşadıkları kadar, yani dar bir biçimde arıyorum. geleceğe bir yatırım da değil ha, bak insanlar yaşıyor, ben de yaşamayayım diye bir düşünce yok yani… mesela boşanmış kadınların çoğu, alkolden dem vuruyor… şimdi yavrum, akıl var mantık var, sen söyle… bir insan rakıdır, şaraptır, biradır, böyle şeylere düşman kesilebilir mi? kesilemez. kesilmemeli. onların karşısına doğru dürüst adamlar çıkmamış, o yüzden böyle şeylere takılmayacağız…
