aslı hakkında
25 kasım önce hasat edilmiş şeker tarlalarında koşturup duran, fırfırlı eteğindeki rengarenk cümleleri, allayıp pullayıp tüm karanlıklara serpiştiren büyümüşte küçülmüş bir kız çocuğuyum hala ben. doğduğumda ağzımı açık unutmuşlar, hafif şekerlenmişim. ondan bu kadar tatlıyım besbelli. bana cümle cümle oyuncaklar, kafiyeli pembe bir çocuksuluk gerek şimdi. Bu sebepten bozdum dilimdeki susları, o da size denk geldi…

ayna’sın
senden önce, suda görmeye çalışırdım kendimi. fluydu yansımam. bir esinti, bir küçük dalga yeterdi talan etmeye suretimi.
sonra seni buldum.
sadece sırlı bir camdın önceleri
sırrını arkanda sakladığın siyah sırlarından alan.
gördüm kendimi
sırlarında hapsoldum
aynamla dost oldum
Okumaya devam et →
içses kategorisine gönderildi
|

bir baba varmış. yaşlı bir baba. oğlunu her şeyden çok severmiş, o kadar çok severmişki, dünyadaki hiçbir babanın çocuğunu, onun kadar sevemeyeceğini sanırmış.
bir baba daha varmış. genç bir baba. o da babasını öyle severmişki, sevgisini anlatacak kelimeleri bulamadığı bir anda, şu sözleri söylemiş hayat arkadaşına;
Okumaya devam et →
ortaya karışık kategorisine gönderildi
|

IMF ile 2010 anlaşması yapılacakmış…
nasıl derler? para sıcak tutarmış…
tevekkeli değil ocak ayında yaşadığımız bahar günleri,
IMF’in etkisi,
iklim değişikliği….
ortaya karışık kategorisine gönderildi
|

italyada doğmuştur. turpgiller familyasından, karnıbahar kırması, bonsai görüntüsünde, alıp evin bir köşesine koyulabilecek kadar şirin, faydaları saymakla bitmez, her derde deva…
evet evet bildiniz, brokoliden bahsediyorum. kendileriyle yakın zamana kadar aynı tabak etrafında buluşmaktan pek haz etmezdim. ancak zeytinyağlı, limonlu ve sarımsaklı sosla salatasını yedikten sonra, kendi üzerime de aynı sosu dökesim geldi Allah sizi inandırsın.
Okumaya devam et →
ortaya karışık kategorisine gönderildi
|
salondaki kanepe de büzüşmüş yatarken, burnunda hala hastane kokusu vardı. babasının solgun yüzü hiç gitmiyordu gözlerinin önünden. içinde otuz yıllık sırrı saklayan o çekmecenin anahtarını verirken, “affedin beni” demişti babası. bir daha da konuşmadı…
midesinden gelen sancı iki gündür hiçbir şey yemediğini hatırlattı. umursamadı. dağılan yanlarını zorlukla toplayıp kalktı kanepeden. sendeleyerek mutfağa giderken her zamanki yol ne kadar da uzun gelmişti. aynanın önünden geçerken uykusuzluktan ve ağlamaktan şişen gözlerini gördü. umursamadı. su içmeye çalıştı, su boğazında kaldı. upuzun yolda, babasını ve ona bıraktığı defteri düşünerek salona geri döndü. hayatı iki günde nasılda değişmişti. sehpanın üzerindeki sayfaları sararmış deftere bakarken yeniden hüzünlendi. iki gündür heyecanla ve binbir soruyla okuduğu defterin bu son sayfasını okumamalıydı belkide. yıllarca olduğu gibi yine sır kalmalıydı. içinde merak ve korku hissetti. merakına yenik düştü ve okumaya devam etti.
Okumaya devam et →
ortaya karışık kategorisine gönderildi
|