kasyacı hakkında
Birdir bir oynayan çocukluğu hala zihninin bir köşesinde takılımş bozuk bir plak, büyüdüğünü anlayamamış, gücü olsa adalet dağıtmakla israf edecek saçma kişilik... Ha bi de, kasya şehrinin gardiyanı... (bkz. Şehr-i Kasya)

illustrated by kasyaci
Bu yazı okunmamak üzere yazıldı. Okunmayacak kadar uzun, karmaşık, gereksiz bile belki. O yüzden uzak dur okuyucu, uzak dur rüyadaki gibi. Hangi rüya mı? Boş ver. Sadece uzak dur. Uzak dur ki şikayet edemeyesin benden, uzak dur ki zamanın uçup gitmesin sebebimden.
Şimdi sustum, bir kovaya ağzına kadar su doldurdum, kapının önüne koydum o bilindik hikayeden çalaraktan.Ve sessizlik başlasın…
Ve sonra şuradan müzik gelsin, bir yaprak düşsün kovanın üzerindeki suya taşırmadan…
Okumaya devam et →
ortaya karışık kategorisine gönderildi
|

Efendim malumunuz her yerimiz ajanslar, haber siteleri, haber kanalları, cep haber paketleriyle donatılınca, sandık ki herşeyi duyup biliyoruz. Ama ne yazık ki yok böyle birşey. E peki ne olacak? Bu haber bombardımanı (ki %90′ı aynı haberlerdir) arasında, doğru, işe yarar haberleri görmek gerçekten zorlaştı bence. Artık spor, magazin ve siyaset haberlerinden bıktım ben. (üstelik şu genç yaşımda) Her şeybir kısır döngüde, her şey karambolde ve bu öğrendiklerimin hiçbiri, dışarı çıkıp gerçek hayatla yüzleştiğimde bana fayda sağlamıyor. Ben “gerçek anlamda” haberleri arıyor, öğreniyor ve işe yararlılık süzgecinden geçirerek değerlendirmeye çalışıyorum. E madem bunu yapıyorum, niye paylaşmayayım ki diyerekten bu yazı dizisine başlamış bulunuyorum. Haydi hayırlara çıka… (Şu şarkı benden müdüre gitsin: Al sana blog, al sana karakannn, o ye man :) )
Ve satır araları…
Okumaya devam et →
ortaya karışık kategorisine gönderildi
|

Esinsiz vezin, vezinsiz kelâm bize yakışmaz. Esti buralardan, dinleyelim diye: Buradan…
Bismillah… Ve daldırıldı kaşıklar çorbalara. Ve başladı kelam kıyısından köşesinden acziyle, umulur ki anlaşıla…
“Güzel âşık, cevrimizi çekemezsin demedim mi?
Bu bir rıza lokmasıdır yiyemezsin demedim mi?”
Kaşığını çekti yavaşça yemeğin içinden. Uzaklara daldı gözleri. İstanbul’un gün batımı silüetiydi baktığı şey önce, sonra derinleştikçe derinleşti. Duymaz oldu o an çevredeki sesleri bir süreliğine.
İftar yaptığı lüks restoranın muhteşem manzarasında, uçtu gitti ruhu bambaşka bir yerlere.
- Hey, pişt! Aa, hiç bakmıyo… Orda mısın?
- Ha… A evet, ben bi lavaboya gideyim.
- Peki ama hemen gel, ana yemek çok güzelmiş duyduğuma göre, soğutma…
- Olur, geliyorum şimdi.
Lavaboya gitti, yüzünü yıkadı buz gibi suyla. Gevşetti kıravatını, baktı uzun uzun yüzüne, gözlerinin aynadaki aksine. Duramadı çıktı dışarı, restorandan uzaklaştı sessizce. Bir mesaj yolladı masada bıraktığı arkadaşlarına: “Beni beklemeyin, sonra görüşürüz…”
Okumaya devam et →
ortaya karışık kategorisine gönderildi
|

Evet yine bir 27 ağustos ve yine o klasikleşmiş haber: “Mars öyle yakın öyle yakın ki,kafam kadar görüncek bu gece,valla bak.”
Ben bunu 2003′te duymuş ve çok da önemsememiştim açıkçası. Sonrasında ben duymadım ama meğer her iki senede bir birileri çıkıp 27 ağustos günü gelince “Bugün Mars çok yakın olacak Dünya’ya,bunu sakın kaçırma! Bir dahaki yakınlaşma 2278′de…” gibi asparagas haber furyaları başlatıyorlarmış. Peki nereden çıktı bu olay ve neden bu hale geldi? Açıklayalım efendim:
Yıl 2003 ve Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi(National Aeronautics Space Administration-Genel kültür verisi :)),yani daha bilinen adıyla NASA tarafından bir açıklama yapılıyor. Açıklamaya göre Mars 27 Ağustos’ta Dünya’ya çok ama çok yakın olacak. Bu yakınlığın o tarihe özel durumu ise,60000 (yazıyla da altmış bin evet!) yılda bir bu yakınlaşmanın gerçekleşmesi. Daha doğrusu yakınlaşmanın bu kadar yakın gerçekleşmesi!
Ama tabi medya ve insanlar bu haberi nasıl algıladılar ve kulaktan kulağa nasıl bir çığ gibi büyüdüyse,haber başta bahsettiğimiz hale gelmiş sonunda. 60000 yılda gerçekleşen bir olayın bu kadar fırtına koparması elbette doğal ama atlanan bir ayrıntı var: Bu olayın çok benzeri yaklaşık her iki yılda bir gerçekleşiyor!
Okumaya devam et →
ortaya karışık kategorisine gönderildi
|

Önce buradan buyrun…
Minik gözlerimden bir tutam uyku düşmüş,
Hasedi uykumdan önceki kitabaymış.
Küçük aklımın dünyası büyükmüş,
Dönmüş gelmiş, susmuş ve dinlemiş…
“Yüce Hakan sefere gitmiş.
Bilge Hatun dokuz doğurmuş.
Dokuz oğlan beş yaşına gelmiş.
Dokuzu birden kılıç kuşanmış.”
Tarihimin sayfaları masallara karışmış.
Kahramanlar ve hikâyeler küllerinden canlanmış.
Üç boyutlu gözlükle içlerine bir ben dalmış,
Yunus’u da bilmez iken içte bir ben varmış.
Karanlıkmış gece ve minik aklım
Hasretmiş ışığın zerresine.
Gözümü kapatıp dalarken rüyalar ülkesine,
Dönmüş gelmiş, susmuş ve dinlemiş…
Okumaya devam et →
edebiyat kategorisine gönderildi
|