Yazar arşivleri: kefaluka

SUSUN..!

içimde kelimeler dışarı çıkmak için can çekişirken, benimse kalemi almaya takatim yok.

hepsi zihnimde avaz avaz bağırıyor, bir imdat bekliyor, bir yardım eli…

ama uzanıp çıkaramıyorum hiçbirini…

biraraya gelmek için, anlamlı olmak için, bir cümle olmak için çırpınıyorlar, yalvarıyorlar, yakarıyorlar ama amenna…

neyi anlatabilirler ki…

boşluğu mu, yokluğu mu, hiçliği mi…

bunları anlatabilirler mi…

bugün yeni bir can dünyaya geldi bunun sevincini anlatabilirler mi?

cama vuran ışınlar gibi kırık kırık olmuş duygularımı anlatabilirler mi?

haşlanmış yumurtanın suyuyla besleyip yeşermesini beklediğim bitkilerim gibi solan umutlarımı anlatabilirler mi?

O’na varma isteğimde kalbime çekilen setleri tarifedebilirler  mi?

Okumaya devam et

içses kategorisine gönderildi | 9 yorum

sükutuma…

sorularıma evet cevabını verirken sen, kalbimin bu kadar acıyacağını tahmin edememiştim hiç. yoksa bu kalbimin bir oyunu muydu? seni en derinlere saklamış, en dibe atmış göremedim varlığını. hep yok diye kandırdı beni. madem yoktu şimdi niye çektiriyorsun bana bu sancıyı. neden nefes alırken ferahlamak yerine canımı yakıyosun. sen benim parçamsın kalbim. sen bensin… neden beni kandırdın???  sana hep söyledim oranın tek sahibi Rabbim olmalıydı. bunu sana hep anlattım. sende bana inanmış gibi görünüyodun hep. hiç itiraz etmedin şimdiye kadar. peki neden şimdi su koyverdin böyle mızıkçı çocuklar gibi. oyunda ağlayanın başı kel olur sana hiç söylemediler mi? şimdi ben sana ne söyliyim. beni inandırdığın yalanın hesabını ikimize kestiler. çaresiz senle birlikte ödüyorum bu hesabı. beni kandırdın. yok demiştin. meğer en derinlerdeymiş. kanayınca anladım…

karanlık kutu kategorisine gönderildi | 11 yorum

hayat…

hayat bir kelebeğin kanatları kadar renkli ama bir o kadar da siyah beyaz. bazen hayat, gecenin ilerleyen saatlerinde göz kapaklarıma oturan dev uyku kadar ağır bazen gardiyan gözyaşalarımın bedenimi terketmesiyle esaretten kurtulan ruhum kadar hafif.

kimi zaman bugüne dek anlatılmış en komik fıkra gibi hayat, kimi zaman elinden çikolatası alınmış bir çocuğun hissettikleri kadar gerçek.

seni anlamak zor iş..

umut, hüzün, varlık, yokluk, rüya, gerçek, sevinç, kahkaha, acı, şaşkınlık, anlamsızlık, mutluluk, huzur…
hepsi birarada, içiçe, iyice yoğrulmuş, çifte kavrulumuş.

yaşadığım bu medcezirlerin sebebi sen misin yoksa ben mi?

dedim ya seni anlamak zor iş hayat. ama yine de eyvallah…

içses kategorisine gönderildi | 14 yorum