kahraman

kahraman – bölüm 2 – parça 1: rüya

Kâtip tutmak istedi hikâyeyi, durdurmaya çalıştı ama yapamadı. Aktı satırlara parçalar… Sandı ki okuyan, karma karışık gitmiş zaman. Halbuki, hikâyenin parçaları, tam da bu sırayla okunmalıydı. Kafayı karıştırmak için değil, kafayı yormak için. Kafa yorulur mu hiç? Yorulur dediler, inanmadı. Haklıydı…

Okumaya devam et

kahraman kategorisine gönderildi | 7 yorum

kahraman – hikaye başlar…

Kâtip defterinin üzerindeki tozları üfledi yine. Ve artık gerçek hikayeye başlamak için seferber etti kelâmın her zerresini. Tanıdık hikayelerden değildi bu ama, çok tanıdık gelecekti… Ve müzik başların buradan…

Karanlıkta, günahın aleviyle aydınlanan yüzlere düştü gölge. İntikam çok tatsızdı. İntikam rahatlatmaktan çok uzak… Av,avcı olalı çok zaman geçmişti…

Tek tek kırdı yeraltına gizledikleri pislik düzenleri. Hiçbir korku, hiçbir beklenti ya da hiçbir plan olmadan. Öldürmekti amaç, yitirtmekti. Öldürmek hızla bir ihtiyaca dönüşürken,o ne istediğini unutmuştu çoktan. Sadece içindeki garipliği gidermek istiyordu. O hiç tanıyamadığı,anlayamadığı boşluk duygusunu yok etmek… Adaletle, karanlık yüzleri temizlemekle dünyadan, sanki aydınlanacaktı her yer. Sanki dinecekti o boşluk hissi akan her yudum kanda.

Okumaya devam et

kahraman kategorisine gönderildi | 15 yorum

kahraman – hayat örtülmüştü şehirle…

Karanlık çökmüştü; hem göğe, hem yere, hem zihne. Kelâm titreşti, yer çekimine yenildi. Aktı satırlar kâtibin uyanan diyarından. Kapıyı aralayan melodi de buydu

Islaklık… Asfalt… Su… İnce akıntılar kanalizasyona yönelmişti. Çocukluğun toprak kokulu havasından eser yoktu. Toprak çoktan beton lahdinde hapsedilmişti çünkü. Aşağılarda bir yerlerde var olduğunun kanıtı ise, boğulmamak için yüzeye fırlamış solucanlarla, nerden, nasıl geldiği belli olmayan ama kaldırım taşlarının arasına sızmış minik otlardı.

İşte; toprağın tüm delilleri örtülmüştü geceyle…

Okumaya devam et

kahraman kategorisine gönderildi | 8 yorum

Kahraman – Gölgelerin içinde… (2)

Kâtip müziğin kollarına bıraktı yine kendini.Devam etti yazmaya… (Müziği dinlemek için tıklayın…)

-Kim bu herif!Nerden çıktı Hikmet?
-Bilmiyoruz efendim,araştırıyoruz ancak bulamadık bir şey. Gölge dedikleri bir adam vardı bir ara sokaklarda.Kahramancılık oynuyordu. Onunla bir bağlantısı olduğunu düşünüyoruz.
-Düşünmeyin Hikmet,bana kanıt getirin!
-Peki efendim.
-Bu Gölge hakkında hiç mi bilgi yok elinizde?
-Az çok bir eşgal var ama kesin bir şey yok efendim. Genelde bu tür adamlar türemez,bilirsiniz. Hele bizim millette çok azdır bu tarz.Genelde bir kabadayı,bir mafya babası ya da her kim olursa olsun nam salmak ister.Herkes bilinmek ister. İmza yok,kanıt yok,tanık yok… Belki Gölge lafını bile sokaklardakiler takmışlardır.
-Delinin biriyle karşı karşıya olabiliriz desene… Bu adam belli ki iyi eğitilmiş. Polis kayıtlarını,askeriye kayıtlarını araştırdınız mı? İstihbaratçı dostlarımızda bu tarz karakterde olabilecek,kendini kahraman zannedecek sivri adamlar var mıymış sordunuz mu?
-Bu profile uyan kimse bulunamadı efendim.Bir kaç kişi varmış,etkisiz hale getirilmişler.
-Anlamıyorum Hikmet,nasıl hala öyle işlere bulaşıyorlar? Yahu gerillacılık mı kaldı artık? Bizi öldürerek temizleyeceğini sanmak nasıl bir mantıktır ya? Ben olmasam burada,başkasını anında getirirler. Bu işler olacak,uyuşturucu da kaçırılacak,silah da. Yolsuzluk da yapılacak,hortumlama da… Bunlar yeni dünyanın kuralları. Kim gelirse gelsin bunlar olacak.
-Bu adamı bu kadar kızdıranın ne olduğunu bulmak lazım sanırım efendim.
-Yahu şunca milletin içinde canını yakmadığımız adam mı var? Hangi birinden soracaksın sizin deli bir oğlunuz mu vardı diye?
-Efendim güvenlik tedbirleri konusunda neler yapmamızı istersiniz ek olarak?
-Azaltın,hatta sen ve Kadri dışında tüm korumaları tatile yolla.
-Ama…
-Oğlum ben sana ama dememeyi ne zaman öğreticem? Kaç kere söyleyince anlıyorsun sen? Askerken çok dayak yemedin mi sen? Diğer işler bahane,seni bu yüzden atmışlar bence ordudan.
-Afedersiniz efendim.Başka bir emriniz?
-Şu hazırladığım haberi ve belgeleri verin yayınlasınlar.Gelsin bakalım bir kez daha,bu sefer nasıl olacakmış görelim.Şunu da götürün savcılığa,düşürülsün dava…
-Emredersiniz…

Okumaya devam et

kahraman kategorisine gönderildi | 8 yorum

Kahraman – Gölgelerin içinde… (1)

ouroboros

İmleç kısık kısık yanıp sönüyor beyaz ekranda. Derin bir nefes alıyor kâtip “Camille’s Story” eşliğinde. (Quantum of Solace film müziklerinden. Dinlemek için buraya tıklayın. ) Ve bırakıyor nefesini paslı parmaklarının üzerine. Paslar çözülüyor yavaşça ve hikâye devem ediyor kaldığı noktadan…

Spotlar deneniyor… Sahne temizlendi… Hafif, tatlı bir telaş var kuliste. Makyajlar yapılıyor. Birazdan da seyirciler gelmeye başlayacak muhtemelen.

Ve salon dolmaya başladı hızla…

“Gerçekten çok muhteşem bir preformanstı önceki gös…”
” .. bana da demişlerdi, ancak bugün…”
“… fevkalade yemekleri var oranın hatta… ”
“… ooo, siz de mi buradaydınız…”

Kalabalık, baş ağrıtıcı bir gevezelikte. Gülen arkası boş yüzler… Madalyonların hep iyi tarafları var bu salonda şimdi. Son moda takımlarının, mücevherlerinin altında, işe yaramaz benlikleri var ve toplanmışlar bu “zenginler kulübü” salonuna. Gülüşler yankılanırken boşlukta ve dünyanın derdi yok şimdi burada…

Ve kalabalık sessizleşti gitgide, ayakta kimse kalmadı bir süre sonra… Işıklar söndü önce, sonra aniden tek bir spot yandı. Bir “Do majör” yankılandı önce üstadın tellerinden. Bir nefes verdi sadece ve kaymaya başladı parmaklar bakırla plastiğin karma tınısında, şairane… Hüzün akıyordu notalardan, süzülüyor, dökülüyordu akustiğin ellerine. Ve yandı tüm spotlar, meydana çıktı tüm orkestra. Artık ezginin hüznü coştu ve sonunda da sustu bestekârının emriyle en coşkun anında, sessizliğe gömdü koca salonu bir anlığına…

Alkışlardan sonra bu kez mutlu bir parça başladı. Hızlandı, hızlandı… Artık seyirci de coşuyordu onunla ve en üst noktada, herkesin alkışıyla tempoya eşlik ettiği anda parça son buldu… Seyirciler ayakta alkışlarken bu performansı ve tüm salon ışıkları aynı anda söndü.

Okumaya devam et

kahraman kategorisine gönderildi | 7 yorum