
aşkın ağzımda bıraktığı tadı ve içeriğini suşiye benzetiyorum…
neden çiğ balık yediğimi bilmiyorum… ama merak uyandırıyor, yeeee beni, ye beniiiii…
neden olduğunu biliyorumda, nasıl aşık olduğumu bilmiyorum asıl!.. dünyanın ortalama %30′u ela gözlü, ama neden bu bir çift ela göz beni vurdu böylesi? (vurulmak çok hoşuma gitti, tabi bu şekli…) vurulduktan sonra meraklılığına yenilirsin, “başlangıcı bu ise, devamında daha yoğun duygular yaşayacağım” düşüncesiyle olabildiği kadar hızlı davranıp, her etabı geçersin yaralanarak, veya sapasağlam…
yerken acı sosuyla suşiyi ister istemez hissedersin tüm bünyende… az önce merakla saldırdığın et parçasını şimdi yutmak için suya saldırır bulursun kendini…
aşkta da hasrettir, özlemdir kendini hissettirmesindeki yardımcılar… mutluluk ve kederi aynı karelerde yakalayıp deklanşöre basmanı gerektirir… yakalayabilirsen ne ala… onlar magazin gülleri gibi, aslında hep aynı karededirler ama, yakalanmazlar objektiflere… ayrılırlar düşüncemizin derinliklerinde, farklı yollarda atarlar adımlarını…
suşi bittiğinde bir tane daha söyleyip söylememek arasında gidip gelirsin, genelde söylemezsin, yada ertelersin sonralara… acısı az da olsa korkutur gözü ve dili… göz gördüğünden memnundur, ancak dil acısı ile yetinir…
aşkta etapları olabildiğince seri geçip sona daha hızlı vardığın zaman acısı dilde kalır, söylenmiş sözlerdir çoğu zaman oyunun “Finish” yazısına ulaşmamızı hızlandıran objeler…
sonra gelgitler yaşarsın, bitirdiğin bir oyunu tekrar oynayıp, aynı hazzı alıp, aynı acıları yaşayıp yaşamamak arasında… farklı oyun kasetleri almak için biran olsun hayali dünyanı yalnız bırakıp dışarıya çıkarsın, sonuç hüsrandır… kasetler ya tedavülden kalkmıştır, yada ödenmesi gereken bedel fazla gelir bünyene…
ertelenir “aşk oyunu”… oyun oynamaktan soğutulur bünye, taaki bu kör döngüyü tekrar başlatan gong çalana dek…









yüreğinden parmaklarına yansıyan düşünce topluluklarına benden bir ; ” vay canına ” iyi bir yazı olmuş abi,
emin ol oyunu bitirmek kolay olsaydı, yeniden deneme heyecanı olmasaydı emin ol zevk alamazdık
öncelikle yaşadıklarını big big tebrik, yazıya kocaman teşekkür, bir fıske teessüf, bir çay kaşığı tereddüt ediyorum

demek aşkın tadı suşi gibiymiş
neden yalnız olduğumu anladım şimdiiii
tadına bakmaya cesaret edemediğimden kellii
salınıda slınıda gel dön dolaş yine bana gel aşk budur. bile bile aynı haltı yemektir nedense güzel dokundun şu anki hislerime saolasın. aynı hatayı ikinci kez yaşadığımı bugün anladım. tarihten beter tekerrür ediyor aşk
@MHS evet, zevksiz bir oyun olurdu… yeniden denemelere kapalı bir oyun…
@aslı ağız tadına göre değişiyor aşkın tanımı, ama yapılan iş her zaman aynı aslıcm :)) sadece isim değişiyor…
@uçan penguen 2 3 yıl geçse, gene böyle bir yazı yazılsa, biz gene yeniden oyuna başladığımızdan bahsedeceğiz, hemde kaçıncı yeniden başlayış…