
ilk olarak taksimde açılmıştı simitlerin sarayda sergilendiği cafeler… tüm arkadaşları toplayıp, normalinin iki katı para verip simit yemek için gitmiştik “aaa saray açıp simit satmaya başlamışlar laaan!” nidalarıyla…
gittik, paramız yetmediği için yediğimiz kazığı simidimize katık ettik, 45 dakika yol yürüyüp, simitten başka hiçbişeyle temas kuramadan geri geldik…
sonra mecidiyeköy’de açıldı aynı konsept, gittik… ordada kazığımızı ve ticari amaç güdülerek icra edilmiş simitleri yedik, bundan sonra yediğimiz kazıkları ve açılan simitçilerin semtlerini, sırasını hatırlayamıyorum…
ticari amaç güdülerek diyorum çünkü simit ve simitçilerin hayatımızda yeri bi farklıdır… mahalleye yayılan taze simit kokusu, satarken kullandığı sihirli kelimeler…
mahallede bir simitçi abimiz vardı, maniler üretirdi, ufak arabasıyla tüm semti dolaşır, 2-3 araba dolusu simit satardı bir günde… herkesle dosttu, amacının ticari olmadığını, aslında varlıklı biri olduğunu ve bu işi sosyalleşmek adına yaptığını bile düşünürdük biz. simit almaya gittiğinizde hal hatır sorar, küçükseniz başınızı okşar, değilseniz saygısını sunar ve gönüllerdeki tahtını bir kez daha davranışlarıyla elde ederdi…
sonra mahallemize 1 ay içerisinde 3 farklı simit salonu açıldı. amcanın satışları durma seviyesine geldi… ben ve birkaç sadık müşterisi daha simitlerini ondan almaya devam ettiler… dayanamadı… simitçiliği bıraktı, farklı bir işte bulamadı… 2 çocuğunu okuldan almak zorunda kaldı, karısının sildiği merdivenler anca ev kiralarına, faturalara ve yarı aç yarı tok gezmelerine yetiyordu… üzüldük…
çocukluğumun geçtiği evin hemen yanında simit fırını vardı. o mükemmel simitleri, susamlı çubukları üreten yerdi… sokağımız her daim mis gibi simit ve susam kokar, karnı aç insanlar kokusuyla doyardı…
aklıma geldi gittim baktım orayada, kapanmış. üstelik simit salonları açıldıktan 2 ay sonra…
açılan simit cafeleri bir kültürü, bir meslek dalını yok etmekle suçluyorum! ayıp size! nerde benim simit fırınım, nerde simitçi abim?!.. cevap verin laayynnn!..









simit sarayından sonra, simit land, simit fuarı, simit dünyası adında bir çok yer türedi. simit gezegeni ni merakla bekliyorus da dediğin gibi sokak simitinin yeri ayrı be semecim. amma velakin ben bir çok simit fırını gördüm hijyenden bihaber.ve daha sonra sokak simiti yerken on kere düşündüm. lakin simit saraylarınında imalathanelerine bakmak lasım ki ben buradaki simit fuarı adındaki yerin mutfağına bizzat girip kalite kontrol yaptım. yinede senin yazınla, ah eski sokak simitleri diyip nostaljik olmaktan kendimi alamadım senin gibi serzendim semecim.
dostum sadece simitçi amcalarla sınırlansa bu mevzu köşe bakklarımızda yok artık ve benzeri küçük esnaf yok oluyo büyük ve gözlerinde dolar işareti olan esnafların darbeleriyle
SeeeMeee insanıı ben biliyorum nerde oldugunuuuuu!!!
Avcılar metrobüs duragında sağlı sollı simitçiler var..Aman allahımmmmmmm koku desen koku tat desen tat ucuzluk desen ucuzluk sıcaklık desen sıcaklık susam desen susam çıtırlık desen çıtırlık..
Simitçilerimize sahip çıkalımm….
simitlerimiz Donat olmasınnnn!!!!!!!
(İnatla bütün yazılara yorum yazıcammm..
sucuklu, dönerli simit gördüm bu nedir ya hadi üçgen peynir neyse
ama ne güseli Şokellalı simit
@nilayım; benim yazı sana uzun geldi yada inadından vageçtin çabuk pes ettin sanırsam galubaa
hehe:D
Şokella mısafr gelen gıden bı net basında oturtmadılar vallahi haa(:
Simiti saraya da koysan simittir köşkede :)
Valla ben bizim mahalleye gelen simitcinin sattığı simitin tadını hangi sarayda arasam bulamıyorum..
Eski küçük ama büyük anlamı ve lezettli olan ne varsa yok oluyor kayboluyor..
anlamını yitiriyor artık çoğu şey…