
İçimdeki çocuğu uçan balonlara asıp arşa gönderişimin 7. Yıldönümü bugün… 14 yaşımdayken bir uçan balon almıştım maçka parkında… Her zamanki gibi tek başımaydım, kendi haykırışlarım kulaklarımda çınlıyordu baharın tüm cıvıltılarına rağmen. Çocuksu yanımdan soyutlandığım dönemlerin başlangıcı…
Belkide ondan bi çırpıda kurtulmak değilde, onu korumaktı tek amacım, tam emin olamadım şimdi… İnsanlar kötüydü, duygusuzdu, acımasızlardı… Ben bunları hazmedemeyecek kadar çocuktum o vakit, ama birşeyler hayatın tam orta yerinde durmam için baskı yapıyordu… Kaçmaya çalıştığımdaysa sağdan soldan çekip canımı acıtırlardı… Hareket edemezdim… Canım acıyacak, etlerim parçalanacak diye…
İşte ben o zamanlardan beri sonları pek umursamam, vedalar çok koymaz, yaslar uzun sürmez… Kendi yasımı bile tutmadım ben..
Onun göğe yükselişine inat, birkaç damla gözyaşı bıraktım yerküreye… O yükseldikçe, ben alçaldığımı hissettim, küçüldüm, saçma hareketler içine girdim… Ama sonra bana onun öğrettiği dik durmayı hatırladım. Arşa diktim gözlerimi ve mırıldandım “gözün arkada kalmasın!” cevap veremedi, ama rahmet yağdı cevaben… Ruhumu dinginleştirmek, yaralarımı sarmak için..
Doğruldum ve gölete düşen, yağmur damlalarının saplandığı silüetime “güçlüsün, hep öyle olacaksın!” diye haykırdım… Öyle olacaktım, güçlü olmalıydım… Sorgulamayın beni, sorularınızla boğmayın çocukluğundan mahrum, çocukluğuna hasret şu “çocuğu”!
Yıldönümün kutlu olsun çocuk, verdiğim sözleri hala tutuyorum, sende bana verdiğin sözlere uyup rahatça nefes al, kimseye de sataşma, akıllı uslu çıkar cennetin tadını! Bir uçan balon daha yolluyorum sana, sevdiğin, benimse hiç haz etmediğim gökmavisi renginde.. İpin ucuna birazda o çok sevdiğin şekerlemelerden iliştirdim, doyasıya ye, olur mu?
7 yılmış çocuksuzluğunun ömrü demek ki, gidip lunaparktan alıcaz onu geri:)
“Ama sonra bana onun öğrettiği dik durmayı hatırladım. Arşa diktim gözlerimi ve mırıldandım “gözün arkada kalmasın!” cevap veremedi, ama rahmet yağdı cevaben…” yaw kardeşim ne güzel bir anlatımdır bu, yüreğine sağlık. hep öğrettikleriyle kal canım benim
yedi yıldır tek başına, çok yüksekten bakana; şekerleme göndermek için biraz geç kalmışsın SeMeciğim.
eminim verdiğin sözleri de hatırlamıyordur…
şekerleme sevdiğini de zaten…
boşver sözleri, bırak gitsin kendini.
kimse sonsuza kadar güçlü olma mecburiyeti ile cezalandırılamaz…
@bi dost; almayı istiyomuyum bilmiyorum, o orda mutlu sanki canım
sen istersen olabilir 

sözlerimi hatırlıyor, hatta bazen kızıyor da, yapmadığım zamanlar…
@esved; inşallah ablacım, sevindim beğenmene… aslında uzun zamandır ona hep bişeyler gönderirim, arada konuşurum da, ilk defa yazı yazıyorum, okumayı öğrenmişti sanırsam
@polly; ben her üç ayda bir gözlerimi yukarı yukarı dikip konuşuyorum onunla uzun uzuun, her yılda bi uçan balon alıp, serbest bırakıyorum göğe doğru, aynı tarihlerde…
ben kendimi cezalandırmayı seçtim, güçlü olmasamda öyle gözükmem lazım, ona söylemeyin olur mu?
benim balonlarım verdı onları kimler aldı demek istiyorum seme
…
serzeniş çocuk diyorum son zamanlarda sana farkındamısın. çünkü; sen onu uçurduğunu iddia etsende, arada kırılgan, laf anlamas bir yaramas çocuk gözkırpıyor bana. sen şanslısın serzeniş çocuk, bir uçan balon alabilmişsin ve uçurabilmişsin, benim çocukluğumda hiç uçan balonum olmadı. ondanmı acaba içimdeki çocuğu bir yerlere gönderemedim.
Aslında doğum günümde böyle bir parça özümseybilmek, sessiz geçen yıl dönümüme ayrı bir tat kattı. Çocukluğumu sanki izlediğim orjinal bir film gibi hatırlamak iyi mi kötü mü anlayamadım. Kozasından çıkan kelebek gibi. Benim gönderdiğim de masum,sessiz,gürültücü,şeffaf bir çocuk var ve ben o çocuğu çok özler oldum. Ellerine sağlık kardeşim.