Kahraman – Gölgelerin içinde… (2)

Kâtip müziğin kollarına bıraktı yine kendini.Devam etti yazmaya… (Müziği dinlemek için tıklayın…)

-Kim bu herif!Nerden çıktı Hikmet?
-Bilmiyoruz efendim,araştırıyoruz ancak bulamadık bir şey. Gölge dedikleri bir adam vardı bir ara sokaklarda.Kahramancılık oynuyordu. Onunla bir bağlantısı olduğunu düşünüyoruz.
-Düşünmeyin Hikmet,bana kanıt getirin!
-Peki efendim.
-Bu Gölge hakkında hiç mi bilgi yok elinizde?
-Az çok bir eşgal var ama kesin bir şey yok efendim. Genelde bu tür adamlar türemez,bilirsiniz. Hele bizim millette çok azdır bu tarz.Genelde bir kabadayı,bir mafya babası ya da her kim olursa olsun nam salmak ister.Herkes bilinmek ister. İmza yok,kanıt yok,tanık yok… Belki Gölge lafını bile sokaklardakiler takmışlardır.
-Delinin biriyle karşı karşıya olabiliriz desene… Bu adam belli ki iyi eğitilmiş. Polis kayıtlarını,askeriye kayıtlarını araştırdınız mı? İstihbaratçı dostlarımızda bu tarz karakterde olabilecek,kendini kahraman zannedecek sivri adamlar var mıymış sordunuz mu?
-Bu profile uyan kimse bulunamadı efendim.Bir kaç kişi varmış,etkisiz hale getirilmişler.
-Anlamıyorum Hikmet,nasıl hala öyle işlere bulaşıyorlar? Yahu gerillacılık mı kaldı artık? Bizi öldürerek temizleyeceğini sanmak nasıl bir mantıktır ya? Ben olmasam burada,başkasını anında getirirler. Bu işler olacak,uyuşturucu da kaçırılacak,silah da. Yolsuzluk da yapılacak,hortumlama da… Bunlar yeni dünyanın kuralları. Kim gelirse gelsin bunlar olacak.
-Bu adamı bu kadar kızdıranın ne olduğunu bulmak lazım sanırım efendim.
-Yahu şunca milletin içinde canını yakmadığımız adam mı var? Hangi birinden soracaksın sizin deli bir oğlunuz mu vardı diye?
-Efendim güvenlik tedbirleri konusunda neler yapmamızı istersiniz ek olarak?
-Azaltın,hatta sen ve Kadri dışında tüm korumaları tatile yolla.
-Ama…
-Oğlum ben sana ama dememeyi ne zaman öğreticem? Kaç kere söyleyince anlıyorsun sen? Askerken çok dayak yemedin mi sen? Diğer işler bahane,seni bu yüzden atmışlar bence ordudan.
-Afedersiniz efendim.Başka bir emriniz?
-Şu hazırladığım haberi ve belgeleri verin yayınlasınlar.Gelsin bakalım bir kez daha,bu sefer nasıl olacakmış görelim.Şunu da götürün savcılığa,düşürülsün dava…
-Emredersiniz…

-Evet sayın seyirciler,ünlü İş adamı Ahmet Tuzlu,Tuzlu şirketler grubunun eski sahibi,hakkındaki hükmün yeni kanıtlar ışığında bozulmasıyla bugün serbest kaldı.Kendisi yoğun güvenlik önlemleri altında cezaevinden çıkarılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
-Arkadaşlar,yüce mahkememiz,adaleti geç de olsa tecelli ettirdi. Ülkemizde adaletin er ya da geç mutlaka yerini bulduğunu bir kez daha bize gösterdi.Yalan ve iftira bir yere kadar gidiyor gördüğünüz üzere.
-Ama efendim hakkınızdaki kanıtlar değişemeyecek kadar kesindi,nasıl oldu da banka kayıtlarının etkisini bile egale edebilecek kanıtlar ortaya çıktı?
-Demek ki o kadar kesin değillermiş.Teşekkürler arkadaşlar…
-Efendim ihaleyle ilgili..
-Hakkınızdaki diğer iddialar…
-İş çevrelerinde…
-Arkadaşlar tamam…
-Yol açın lütfen…

(Flaşlar ve minik bir arbede…)

Gecenin karanlığında çöplerin içinden çıktı siyah silüet.Saatlerdir o konteynırdaydı.Elindeki özel malzemeyle tırmandı hızlıca yukarıdaki balkona ve hızla açık kapıdan içeri girdi. Rüzgâr savuruyordu perdeleri ve suçsuz ilan edilmiş kansız,uyuyordu gafletin ışığında. Boğazına dayadı bıçağını ve uyandırdı.Korkuyla uyandı kansız,gözleri faltaşından hallice… Boğazındaki metalin çoktan derisini kestiğini hissediyordu. Yutkunamadı korkusundan…

-Ne istiyorsun,kimsin sen?
-Ecelinim…
-Sakin ol,eminim halledebiliriz derdin her neyse.
-Halledemezsin.Hallettin milleti yeteri kadar,artık bir haltı halledemezsin!
-Ama…
-Sus da şehadet getir köpek!

O anda karanlık silüet bacağında müthiş bir yanma hissetti.Yatağın altından bir el yüksek dozda uyuşturucuyu çoktan saplamıştı bacağına.Bir anlık refleksle silahına uzandı ama dengesini kaybedip düştüğü için etrafa saçtı sıkabildiği bir kaç mermiyi de.Susturuculu silahın ince sesinin ardından sessizliğe gömüldü oda kısa bir anlığına.

-Biz de seni bekliyorduk…

-Efendim bizim işi halletmişler çocuklar.
-Hikmet,o iş bu kadar kolaydı da şimdiye kadar niye halledilmedi? Emin misiniz? Adamı iyice araştırdınız mı? Kimmiş,profile uyuyor mu? Bak yakmayalım kendimizi.
-Efendim herşey uyuyor,tam da düşündüğümüz gibi iş adamını öldümek üzereyken geldi.
-Öldüremedi mi?
-Hayır,öldüremeden etkisiz hale getirmişler.
-İşe bak… Bari öldürseydi pislik herifi. Boşuna çıkarttık desene. Neyse…O rahat durmaz,tıktırırız yine içeri zaten. Hadi gidelim.

-Demek sensin şu Gölge dedikleri.
-Beğenemedin mi lan köpek?
-Senin gibi adam çok gördüm ben aslanım. Böyle havlarsınız havlarsınız,köpek de biz oluruz hep. Bu durumlarda yanımdaki adamlardan biri gelir ağzını yüzünü iyice dağıtır ve konuşmaya devam ederiz. İşin raconu bu…

(Racon kesilir…)

-Şimdi gelelim konuşmaya. Kim var lan arkanda?
-ıhh…
-Ihh ya,ulan havlarken iyiydi demi.İnsan gibi konuşalım diyorum,ille de hayvanlık yapıyorsunuz.Terbiye edilmeden konuşamıyorsunuz.Konuş yoksa sülelani kazırım yeryüzünden.
-Onları…
-Evet onların kılına zarar gelirse gebertirsin falan filan. Harbiden manyaksınız lan.Sen konuşarak aileni kurtaracaksın,konuşmayarak arkandaki herifi. Yaklaşık 120 saniyen var toparlanıp anlatmak için. Kimi kurtaracağını seç,kendini kurtarma hayalinden de vazgeç. Alsana kronometre…
-Kimse yok ulan arkamda.Sizin gibileri temizlemek için benim gibi kaç nefer var biliyor musun sen sokaklarda?
-Sayısı önemli değil,temizleriz.Sen ona kafanı yorma.Sen bu işe nerden girdin onu anlat? Kimleri temizledin?
-Ulan it herif,ne farkeder kimleri temizlediğim?
-Soruları ben sorarım sen yanıtlarsın. Yoksa şimdi kuzeninin yanına giden ekibe dur demek istemeyeceğim… Bi dakka! Yahu Hikmet bu koku ne,nasıl mahzen oğlum burası?
-Bilmiyorum efendim,çok keskinleşti bir anda. Siz sorgulayın adamı. Aç evladım kapıyı.Açsana oğlum. Ulan duymuyor musunuz sağır herifler. Açsanıza!
-Noldu lan ağa efendi… Kapıya söz mü geçiremedin.
-Kes lan,vur şu iti Hikmet.
-Emredersiniz…

Yorgun ve yaralar içindeki bedenin acıları son bulmuştu tek kurşunla.

-Hikmet açmıyor bunlar kapıyı,bu gaz zehirli oğlum.
-Efendim bilmiyorum,arıyorum açmıyor bizim çocuklar.
-Noluyor Hikmet,noluyor!

-Bir şey olduğu yok,sadece ölüyorsunuz.

Karanlık silüetin sesi uzaklaştı yavaşça.İtfaiye sirenleri uzaklardan duyulmaya başladığı anda büyük bir patlama gerçekleşti. Her yer kısa bir süre sonra polis ve sağlık görevlilerinin önünde alevleri söndürmeye uğraşan itfayecilerle dolmuştu.Gölge,yanmakta olan evin arkasından itfaiyeci elbisesiyle çıkıp bir anda çalışmaların içine karıştı. Alevler azaltılınca eve ilk girenlerdendi. Hemen rehin tutulan adamın olduğu mahzene girdi. Rehinenin boynundan hiç çıkarmadığı gümüş cevşeni alıp uzaklaştı.

-Bilge,o çocuk daha gençti,yirmi beşindeydi daha.
-Herkes kendi kaderini yaşar evlât.Sen bu işe girerken hepsinin farkındaydın.Ama öylesine kana susadın ki,görmek istemedin olacakları.
-Ama…
-”Ama”lar kifayetsizdir,karşılığında bir şey öğrenilmeyecekse.
-Haklısın…
-Keşke haksız olsaydım.

-Evet sayın seyirciler,geçen hafta zehirlenerek felç geçiren bakan ve bir iş adamından sonra bugün de yine hareketli saatler geçirdi İstanbul Emniyeti. Bildiğiniz üzere,geçen haftaki olayda,basın mensuplarından bazılarına gönderilen CD’lerdeki açıklamaya uyan iş adamları hayatta kalmışlar,ancak hapse atılmışlardı.Bugünkü olayda ise iki gün önce serbest kalan ünlü iş adamı Ahmet Tuzlu ve evdeki korumalar ve hizmetçiler hayatlarını kaybettiler. Emniyet yetkilileri mahzen bölümünde henüz kimliklerini tespit edemedikleri üç şahsın da bulunduğunu,olayın bir çete hesaplaşması olabileceğini ancak olayların,kimlik tespitleri yapıldıktan sonra ve soruşturmalar tamamlanınca netlik kazanacağını belirttiler. İstanbul valisi ve Emniyet Müdürü de olay yerine intikal etti. Gerekli incelemeleri yaptıktan sonra basın açıklaması yapacaklarını söylediler.Şimdilik gelişmeler bunlar Arda.

-Teşekkürler Nilay.Evet sayın seyirciler,belki de İstanbul Emniyeti’nin tarihindeki en yoğun zamanları yaşadığını söylesek yanılmış olmayız sanırım. Konuyla ilgili bir canlı bağlantımız var. Bağlantıda sayın eski emniiyet genel müdürü Sadık Saruhan bulunuyor.Hoşgeldiniz sayın Saruhan.
-Hoşbulduk.
-Efendim olalar hakkında genel bir yorum yapacak olursanız,sorumlular kim sizce? Bir çeteyle mi,terörist örgütle mi ya da neyle karşı karşıyayız? Önce kulelerdeki olay,sonra geçen haftaki,şimdi de bu. Hepsi birbiriyle bağlantılı gözüküyor.
-Şimdi sayın Arda,bu tür olaylarda genelde hısımlar önce şüphelidir. Ancak görüyoruz ki hısımlar bile bu olanlardan rahatsız gerçekten. Neler olup bittiğini kanıtlar netleşmeden çözmekçok zor ama bir terörist örgütle karşı karşıya olmadığımızı söyleyebilirim. Çünkü şimdiye kadar olayları üstlenen olmadı. Terörist örgütler,eylemlerini kendi adlarını ve ideolojilerini duyurmak için yaparlar. Hısımlar,çeteler ve mafya ise kendilerine kazık atıldığında hesaplaşırlar ve az çok herkes bilir neyin ne olduğunu bu işlerde.
-Peki bu nedir efendim?
-Bu bir devrimdir sayın Arda. Belki çok ütopik gelecek sizlere ama,bu sessiz sedasız başlayıp tüm ülkenin kaosuna kadar gidecek bir sürecin başlangıcıdır. Eğer birileri kaos isterse,bunun tek bir amacı vardır: Ardından gelecek rönesansı inşa etmek için,arsayı eski binadan temizlemek.
-Peki nasıl bir devrimden söz ediyoruz efendim? Hiç bir fikir,hiç bir halka açık örgütlenme ya da hiç bir iz yokken,nasıl bir devrim yapılabilir?
-İşin ilginç tarafı da bu zaten sayın Arda.Bekleyip göreceğiz.
-Teşekkür ediyoruz efendim katıldığınız için.Sayın eski İstanbul Emniyet müdürü Sadık Sarıhan bizimleydi telefon bağlantısında. Kendisiyle son zamanlardaki ilginç toplu cinayetleri tartıştık.Reklamlardan sonra yine birlikteyiz efendim.

Müzik sustu,kâtip sustu bir kez daha. Hikayeler anlatılmak için can atarken,minik kademlerle geri kaçıldı,basıldı “sizsiz”liğin kadim memleketine…

Not: Kahraman Şehr-i Kasya’da başlayıp bitlilimon’da devam etmekte olan bir yazı dizisidir. Önceki yazılara ulaşmak için buraya tıklayın.



kasyacı hakkında

Birdir bir oynayan çocukluğu hala zihninin bir köşesinde takılımş bozuk bir plak, büyüdüğünü anlayamamış, gücü olsa adalet dağıtmakla israf edecek saçma kişilik... Ha bi de, kasya şehrinin gardiyanı... (bkz. Şehr-i Kasya)
Bu yazı kahraman kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 yorum var

  1. mit der ki:

    Benzetmeye kızmazsanız, V for Vendetta tadında öyküleriniz var demek isterim. Bir solukta okuyorum yazılarınızı. O “lan”ların dozajını biraz azaltsanız daha iyi olur kanımca. Doğallık kattığı bi gerçek ama sayısı fazla :)

  2. kasyacı der ki:

    Yok estağfurullah kızmak ne demek? Yorumunuzdur saygı duyarım. Benim için benzetilmek de çok önemli çünkü beğeniyorsunuz ki okuyorsunuz,okuyorsunuz ki benzetiyorsunuz. Okumanız gerçekten çok ama çok önemli bir katkıyken bir de eleştirip yorum yapıyorsunuz,mutluluğum katlanıyor. :happy:

    O filmi çok severim,hayatımın filmleri arasındadır hatta. Ama başka bir şeyi anlatmak istiyorum gerçekten. Benzeştiği yerler varsa,özgün gelmediyse affola. Gerçekten uzun soluklu olarak planladığım bir dizi “Kahraman”. Kafamda ilk bölümünü bitirdim,ancak henüz yazıya dökemedim. Ama eğer olur da bölüm 1 sonuna ve hemen sonundaki bölüm 2′nin başlangıç yazısına kadar okursanız,umuyorum ki görüşünüz değişecektir.

    “Lan” lar aslında benim çok hafiflettiğim hitaplar. Gerçek olanı,hayalimde yaşananı anlatsam çok daha ağır olurdu hitaplar ve aslında sansürlü yazıyorum kendimce.Açıkçası kafamızdaki kötü adam imajı böyle “çok efendi,çok güzel konuşan” bir imajla kalmış Türk Filmlerinden ancak bunlar gerçek değil. Kurguyu da istediğiniz kadar sansürleyin,bir yerde dayanamıyorsunuz.Kurguyu okuyan sadece okuyup geçiyor ama yazan o olayı zihninde gerçekten yaşıyor. O karakterlerin içine giriyor ve o duyguyu hissediyor. Öyle bir durumda kendinizi koyarsanız adamın yerine,ağzınıza öyle küfürler geliyor ki…Rahatsız ettiğim için bu konuda üzgünüm ama ne diyeyim,biz de böyle yiyoruz yoğurdu. :smile:

  3. aslı der ki:

    sayın kasyacı, bizi sürüklediğiniz için teşekkür ediyoruz efendim. iple çektiğimiz bir sonraki bölümde görüşmek üzere. bizde bu arada bir nefes alalım. aaa mikrofon açıkmıymış yahu. ııı şeyy evet atina şimdi söz sende :ninja:

  4. sanem der ki:

    kasyacımm nefesimi tutarak heyecanla,olayları canlandırıp kafamda okudum:) harika olacakk her zamanki gibi kasyacı tadında.yaptıkların yapacaklarının teminatıdır :happy:

  5. köşeli portakal der ki:

    bence sonrakinde bankadan ninesinin aylığını çekip kandil günü kayıplara karışan bi gencin hikayesi olsun.. :biggrin:

  6. kasyacı der ki:

    sonra da kafasına yıldırım düştüğü için ölür heralde… :silly:

  7. mübarek günde ölenlerin arkasından hep iyi konuşulur.. :whistle:

  8. kasyacı der ki:

    bir sonraki kandilin ne güne denk geliyor yahu… :silly:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

:angel: :angry: :blink: :blush: :cheerful: :cool: :cwy: :devil: :dizzy: :ermm: :face: :getlost: :biggrin: :happy: :heart: :kissing: :lol: :ninja: :pinch: :pouty: :sad: :shocked: :sick: :sideways: :silly: :sleeping: :smile: :tongue: :unsure: :w00t: :wassat: :whistle: :wink: :wub: