çay

- Tek istediğim bir bardak çaydı… diye fısıldadı yerde yatan kadına doğru…

Kan toplamış dudaklarını aralayamadı kadın, zaten şişmiş gözlerini de açamıyordu… Düşüncelerini toplamaya çalıştı, kırık döküktü anıları, dişleri gibi…

~ Nasıl raydan çıktı bu olay? ~

Kapı çalınmaya başlamıştı, şişşşşt diye bir fısıltı duydu; istese de konuşamazdı ki zaten?

Uzaklaşan ayak sesleri ve sonrasındaki sükunet hafızasını derleyip toplamasına yardımcı olabilirdi… Halısında yattığı oturma odasının düzenini hatırlamaya çalıştı… Kafasını hafifçe oynattığında ucuna değdiği şey bir sehpaydı… Güzel, nerede olduğunu anlamıştı tam olarak…

- Karıcım! diye bağırdı birisi ve birden bir sarsıntı hissetti, vücudunu tutmuştu biri.
- Şşşşt, temas yok, kemikleri kırık olabilir… diye başka bir yerden ses geldi, bu o psikopattı…

Kesik kesik hıçkırık sesleri duyuyordu şimdi…

- Sadece bir bardak çay koymasını istemiştim dostum, anlıyor musun beni?
- Ellerini çek üzerimden seni pislik… Psikopat…

Çat, diye bir ses geldi, kadın titredi; bu sese iyice aşina olmuştu bir buçuk saattir… Hıçkırdığını ve hıçkırığının boğazına takıldığını duyumsadı…

Yere düşme sesi geldi, ardından peş peşe “çat”lar…

Ardından gene alıştığı bir koku kapladı odayı; sigara kokusu.

- Çaydanlık var mı bu evde? diye sordu
- Kettle var… diye cevap verdi kocası

Adamın ayak seslerinden anlaşıldığı kadarıyla mutfağa yönelmişti… Kocası da ayağa fırladı, “Geleceğim, sabret, dayan!” diye fısıldadıktan sonra koşar adımla gitti…

Gene tek başına kalmıştı, gene sessizlik…

Ayak sesleri geri gelmişti, bir ayağını sürüklüyor, diğeriyle sağlam adımlar atıyordu… Durdu…

- Adam nereye gitti? diye homurdandı…

Oflamaya başladı, kadın bir acı hissetti…

“Orospu çocuğu…” diye fısıldadı, ağzından hırıltı çıktı; su ısıtıcısında ısıttığı suyu döküyordu üzerine… Bir koku yükselmeye başlamıştı artık; yanık et kokusu… Sigara kokusunu tercih ederdi, işin korkunç yanı ise acı hissetmiyordu artık!

Birden kapı gürültüyle açıldı, içeri bir çok kişi girdi, kocasının sesini tanıyabildi kadın, bir el kendisini yerden hafifçe kaldırıp bir sedyeye koydu… Sarsıntıyla taşındığını hissedebiliyordu…

Ambulans sesi geliyordu yakınlardan, şimdi merdivenlerden indirildiğini fark etti… Nihayet kurtulmuştu bu kabustan, temiz hava yüzüne çarpınca sızladı kemikleri… Nefes almaya çalıştıkça göğsü acıyordu, kaburgaları da kırılmış olmalıydı…

Arkasından kocası sesleniyordu görevlilere, sesi yaklaşıyordu iyice; en sonunda elini tuttu…

- Adam lanet olası bir deliymiş… Ah, keşke daha önce gelseydim tatlım… dedikten sonra ağlamaya başladı adam

Elini kaldırabildiği kadar kaldırıp kocasının ağzına dokundu parmağıyla… Adam sustu…

Bir şeyler söyleyecek oldu, ağzından harfler çıkmadı… Boğazı kurumuştu, diline hükmedemiyordu… Öksürmeye çalıştı, akciğerleri ağzına geliyordu adeta…

- Çay… diye fısıldadı.
- Efendim? dedi adam
- Sana dün çay almanı söylemiştim gerizekalı, evde kalmadı demiştim…



brokoli hakkında

18 yılı Zonguldak'ta öldürdükten sonra - hem de Ankara doğumlu olmasına rağmen - Öss'ye girer gimez Kocaeli'ne taşınan, bir de İstanbul'da okul kazanıp çifte voli vuran biriyim... Onun dışında yazım hayatına bakacak olursak; ilk kısa öykümü yazmayı söker sökmez (7 yaşında) yazdım, sonra bir çok denemeler yaptım, en nihayetinde belli bir tarza oturttum. Kocaeli'de bir internet gazetesiyle anlaştım, siyasete dair bir şeyler karalıyorum haftada bir, kendi blogumda ise her gün O'na buna çatıyorum... Fotoğraf, şiir, deneme, makale, röportaj... Müzik hariç her türlü sanat dalında çalışmaya çalışıyorum; hayat tek yönlü olanları bir süre sonra zorla eliyor zira... Bol okurum bol yazarım, kesmezse çizgi sanatına da başvururum...
Bu yazı edebiyat kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 yorum var

  1. küpeli kabak der ki:

    kadın bişey söylüyosa bi bildiği vardır :ninja:

  2. sanem der ki:

    :ninja: alacakaranlık tadında bir yazı olmuş.eline sağlık brokoli.

  3. brokoli der ki:

    @ kabak: Feminen duygularla değil, Sanem gibi alacakaranlık duygularıyla oku yav :D

    @ sanem: Sağolasın gözlerine sağlık diyelim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

:angel: :angry: :blink: :blush: :cheerful: :cool: :cwy: :devil: :dizzy: :ermm: :face: :getlost: :biggrin: :happy: :heart: :kissing: :lol: :ninja: :pinch: :pouty: :sad: :shocked: :sick: :sideways: :silly: :sleeping: :smile: :tongue: :unsure: :w00t: :wassat: :whistle: :wink: :wub: