neredesin tees?

Her zaman ki gibi kadim dostum Serat ile beraber “vay kızlar eyle, vay kızlar beyle” diyerek makara sarıyor idik. Arada bir nefes almamız gerektiğinde ise “yabtıım diye bağırırrrrr” diyerek Mario oynayan ufak kızı şefkatle anıp, annesine bir kez daha öfkeleniyorduk, hür sesin savunucusu Bitli Limon vasıtasıyla da ufak kızımızın annesine çağrıda bulunup, kızı ağlatmamasını ve ne kadar Mario oynarsa oynasın prensesi bulamayacağını, nazlı yarin bir diğer kalede olacağını hatırlatırım. Neyse, konu çok dağıldı, Serat’la sohbetimizin bir yerinde kız muhabbetinden sıkılıp -hayret- eski dergiler, kitaplar, çizgi filmlerden falan bahsetmeye başladık. Kurabiye Canavarı’ndan girip yaz özel Donald Amca’dan çıktık. Türkiye Çocuk Dergisi ne de güzeldi, bek de yaman idi derken Serat aklımda uzun süredir paslanmış olan lambayı yakmayı başardı: TEES Elektronik Set.

Birden gözlerimin etrafında sarmallar döndü, çocukluğuma dönüyordum. Şaka şaka, yok öyle birşey. “Anaaa! Lan taaa ne zamanın zımbırtısıydı o!” diyerek sevinçle Serat’ın kafasına yumruklar vurmaya başladım -evet böyle seviniyoruz-, 5-10 dakika kadar Serat ile sevindik ve yorulduk. Türkiye Çocuk dergisinde sürekli reklamları bulunan, hatta ve hatta bulmacaları çözenlere verdikleri için her hafta PTT’ye koştura koştura gitmeme sebep olan, sürekli sahip olmak istediğim, lakin madde halini bir kez olsun göremediğim alet. Ne işe yarar bilmezdim, ilanlarında dediği üzere türlü bilimsel çalışmalar yapabileceğimiz bir setti.

Bilim insanı olma hayaliyle yanıp tutuştuğumdan -ki bi de karate öğrenmektir, ne menem birşeydir ki bu bütün irkek evlatları karate kursuna gitmek istemiştir, o da nasip olmadı bak hüzünlendim şimdi-, bu setle yapabileceğimi iddia ettikleri radyo, korna, lazer tabancası-uuuu- ve yağmur alarmı gibi ıvır zıvır aklımı sürekli kurcalıyordu. Niye alamadım pekiii? Yoktu bizim oralarda heralde. Yoksa o reklamındaki bir oğlan bir kız eşşek kadar kutuyu tutup sırıtışlarını öfkeyle izler, “benim de olmalı” diyerek çıldırırdım.

Sonra yıllar geçti, unuttum. Belki o 5-6 yaşımda alsaydım bu aleti bambaşka birisi olurdum -yok artık-.  Halen anlamadığım, o kutunun içinde bambaşka bir dünya mı var ki binlerce farklı ve alakasız mucitlikler, hinlikler, çakallıklar yapılabiliyör? Gugıla yazdım isimcağızını, dedim resmi sitesine girizleyeyim de bir bakayım ne haldeler, amaa işte, sen yıkıldın ben ayakta kaldım Tess! Sitene girilmiyor, virüslü diyor, cüzzamlı diyor, hasta diyor! Böyle mi olacaktı sonun ha? Türkiye Çocuk Dergisi’ne çarşaf çarşaf ilanlar verip elektrik devreleri göstermek iyiydi, ya şimdi? Her hafta sarmal bulmaca çözüp ne halta yaradığını öğreneceğim diye Güneş gazetesi alır oldum! 4 tam sayfa bulmacasıyla, bulmaca severler için tam bir hazine! Güneş gazetesi! Ya, nereye geldim ben yine? Hah, minik bir araştırsma ilen bu Tess zımbırtısının internet üzerinden bir takım siteler vasıtası ile kredi kartına taksit yapılabilitesi olarak satıldığını gördüm. Hemen online satış görevlisine bağlandım, ürünü alacağımı söyledim, tabi ki bir şartımla: Sarmal bulmaca yollayacaktım onlara, firma da bana yaşımı sordu. Sonra inanmadı, ip adresimden beni bulup şikayet edeceklerini söylediler. Deli değilim!

Bu yazı hayatın böğründen kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

16 yorum var

  1. düş der ki:

    BUNLARIN HEPSİ BİRER DÜŞ SEVGİLİ UNİTED, HEPSİ YANILSAMA, BİZ HİÇ ÇOCUK OLMADIK Kİ… TEES TE HİÇ OLMADI, OLMAYACAK DA..

  2. serat der ki:

    hacı, şimdi aramızdaki özel, çok özel muhabbetleri kamuoyu’na (senelerdir kamu oyunu bi kimse sandım) açman beni denişik düşüncelere gark ettirdi. umarım -aramızda kalması gereken- “bi pokemon antronörü gelip sana istediğin pokemonu alabilirsin dese hangisini seçerdin” ve “farz edelim ki ceyhun’un yaşaması için tek çare var o da bülent ersoyla evlenmen”, bir de dizilerde boy gösteren kızlar için yaptığımız “hacı şu kız şimdi kapıyı çalsa”… gibi muhabbetleri de daha sonraki yazılarında kullanmazsın. bizim de bir özelimiz, bir ayrı muhabbetimiz olmalı.

    ayrıca pokemon verseler togeppi yi seçerdim. bilent ersoy mevzusun için de ceyhun’a şifalar diliyorum :ninja:

  3. aslı der ki:

    sayın united, oyun anlatan yazıların gibi bunuda fransız bakışlarla okudum.ancak seratın yorumunu gördükten sonra, evet dedim şimdi tam sırası. uzun zamandır ortalarda görünmeyen serat bitlisi, ne zaman sen yazı yazsan sadece senin yazına yaptığı yorumlarıyla kendisini gösteriyor sağolsun. sonrada ortalardan yine kayboluyor. unitedım daha sık yaz da bari bizde seratı daha sık görelim buralarda :ninja:
    de haydi, le adieu :biggrin:

  4. united plankton der ki:

    @aslı; aslı abla ben de serat’ı yorum yazarken görebiliyorum, tam bunu yazarken göründü, hemen yabıştım boynuna “bulaşıkları yıka” diye, yorumu bitirdiği gibi puffff kayboldu. ya da buna benzer bişey. olmamış da olabilir. tamam. yan odada. :silly:

  5. spontaninous der ki:

    Türkiye çocuk dergisiyle ilgili anılardan daha haftasonu bahsedip üstüne yazını görünce bi garip oldum, dergi çılgınlığı kimi çocuklara özgü olsa gerek..:happy:
    bu arada bulaşıklar konusunda serat ı ikna etmenin bi yolu mutlaka vardır,boğazına yapışmadan dene united :biggrin:

  6. serat der ki:

    bulaşık yıkayabildiğimi söylemee :silly:

  7. spontaninous der ki:

    ben sölemedim ki sen söledin : )

  8. serat der ki:

    sen ya da ben fark eder mi? etmez :happy:

  9. united plankton der ki:

    sevgili spontaninous kısaca spontane diyeyim, yazamıyorum ismini, serat’ın bulaşık yıkayabilme ya da yıkayamama gibi kabiliyetleri söz konusu değil. nihayetinde her kültür ve gelir seviyesinden, hatta ırk ve renk farklılıkları olanlar, hatta ve hatta insan olanlar yıkayabilir bulaşık meretini. lakin ki öyle değildi. serat “ben bulaşık yıkamam” cevabı vererek değil boğazına yapışmak, yapıştıktan sonra boğma hissi de uyandıran bir dostum. sakince “niye lan?” dediğimde ise benden daha sakin olarak “ben bulaşık yıkamam” demiştir. bu kadar doğal, bu kadar kesin, bu kadar yaptımm diye bağırır bir insan görmedim. kendisine “how to live with your closest friends in a house for dumbs” kitabını aldım, bi okusun sonra yine bakarım. saygılarımla.

  10. spontaninous der ki:

    ilişki dinamiklerine girmiyeyim o zaman ben aranızda halledin.. :wink:
    (hem de nebiçim yıkıyo .) güçlü yapıcak yiyeceklerden ver sen yaptımm diye bağırır o :smile:

  11. serat der ki:

    duydun mu yularsız pilakton, sen yemek verme, ilgi gösterme, kahve yapma sonra da bulaşık yıkamamı iste.

    fakat spontaninous öyle mi, o az önce bahsettiğim şeylerin hepsini yapıtııımm diye bağırdı ben de yıkadım bulaşıkları. bi daha olsa bi daha yıkarım :happy:

    sen yemek yaptığında
    poh pohladığında beni
    olamaz, olamaz demiştim böyle bir sevgi
    ne biçimde dedim hakkımdaki her şeyi bildi
    ta uzaklara geldim senin için
    ah bir de kedin yok mu taklalar açıyor ne miçin
    nasıl da güzel balkonunda kahveler içtik
    inceden inceden mum ışığında güzelleştik
    ne desem bilemedim dediğim bazı zamanlar oldu arada
    o zamanlarda gözüm daldı dedim ne arıyorum burada?
    uzaklara gitmeden tutup çekiverdin beni,
    serat dedin, pşşt! dedin ilk harflere baksana.

    :happy:

  12. united plankton der ki:

    öfff ben ne hüzünlü bir yazı yazmışım, siz ne yazıyosunuz ya?? :unsure: ben de bir şiirle karşılık vereyim gayrı;
    Sen ki yemeyi içmeyi amerikan obez halkından bile çok seversin
    Evet, doğru duydun, tam o kadar seversin
    Rahatını mı bozdum bu şiirimle ha?
    Adamı böyle şişirirler nooldu,
    Tamam len, ilk harflere baksana. Yov.

  13. spontaninous der ki:

    seratcım bi de united a misilleme şiir döktürmelisin bence : )
    (bana yazdıın kdr olmasa da)

  14. Renksizlik bağımlısı ;) der ki:

    mukocuuma da bak şiirler döktürtürmüş serataa :lol:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

:angel: :angry: :blink: :blush: :cheerful: :cool: :cwy: :devil: :dizzy: :ermm: :face: :getlost: :biggrin: :happy: :heart: :kissing: :lol: :ninja: :pinch: :pouty: :sad: :shocked: :sick: :sideways: :silly: :sleeping: :smile: :tongue: :unsure: :w00t: :wassat: :whistle: :wink: :wub: