
Yalnızlığın melodileri… Kendinle başbaşa kalmanın en tatlı yanı bu. Muhtevası zamandan zamana değişen, hiç bıraktığın gibi kalmayan bir sen. Geriye dönmüyor bak akrep ile yelkovan. Başkalarıyla konuşmak için sadece kelimelerin var, bilindik tanıdık kelimler. Sana uzak olana yetişmiyor senin bildiğin kelimler. Yok öyle, olmuyor ruhundan çıkma sözcükleri bir tepsiye koyupda muhabbetle sunmak. Ulaşmıyor adrese işte bak. Ne kadar yakınsa adres, heyben o kadar dolu muhabbete. Kendi üretimin olan sözcüklerle. Seni anlatan hecelerle. Çünkü o tanır seni, bilir seni, anlar ne demek istediğini. Uzaklara giderken sığ ve çelik kelimler ne kadarda eşyalaşmış. Ama zaten sevdiklerim uzaklarda değilki, hep yakınımda.
Acaba bu işin nirvanası telepati olabilir mi? Öyle biri var mı tanıdığın. Evet belki mümkün ama alıcıları okadar kuvvetli olan…. emin değilim gerçekten. Ama yinede peşin hükümlü olma. Bir sen varsın ya… Tabi ya, kendimle kelimelere sıkışmadan anlaşabilirim. Onların bükülmeyen, esnemeyen çelik kelimelerine ihtiyacım yok. Herşeyi olduğu gibi anlarım, kendimle telepati, kulağa çok hoş geliyor.
Kendimle hiç kelime kullanmadan konuşabiliyor, dertleşebiliyor, yüzleşebiliyorum artık. Çırılçıplak bir ayna karşısında gibi sanki… Göksel Baktagir melodilerini ışınlıyor bana. Onsuz bunu başaramazdım. Reçetem onun hiç anlamadığım notalarında gizlimiş. Fıtrattan fıtrata değişen reçeteler… Benimkisi bu işte. Kanun tanımaz asi ruhumun böylesine kanunperest olacağı hiç aklıma gelmezdi.
Belki bir romana bu ezgilerle başlarsınız ve bu sesleri ne zaman duysanız o kitabın kahramanlarını hatırlarsınız, sizi en çok etkileyen sahneleri hatırlarsınız, hiç görmediğiniz yüzleri hatırlarsınız kısacası kitabınızın jenerik müziği olabilir.
kendimle telepati sonucu hep ağlarda kısa devre oluyor.. tehlikeli bir karşılaşma

müzikler için teşekkürler eflatun, sabahtan beridir gün sıcağında kavrulup henüz kendimi serin odama atmışken kanunlara uymak iyi geldi ilk defa, iyi ki geldi, nerden geldi, kim geldi
sevgiyle..
kendinle kelimesiz konuşmak hoş ama başkasıyla konuşabilmek çok hoş.
ben teşekkür ederim düş.
bu melodileri içinde hissetmek, iki merkezli insanın beyninden değilde kalbinden yankı yaparak beynine, hatta ağzından, burnundan, gözlerinden,kulaklarından dışarıya fışkıran, bazende sakince dışına süzülen bir sen olduğunu düşünmek ne hoş ne hoş.
çok hoş müzikler, bizimle paylaşmana sevindim eflatun
göksel baktagir’in şarkılarını hemen bulup kendimle dertleşmeli, konuşmalı ve cevaplar aramalıyım…
yüreğine sağlık…
bence hemen denemelisin esved