Not Found !

The page you are looking for is not here. Please try a different search or go back to the home page.

Ben yanlış zamanda yanlış yerde doğmuşum arkadaş. Şöyle ortaçağ zamanında olmam gerekiyordu yani en azından ben öyle istiyorum. Düşünsenize her şey “yok”. O zaman sandığımız kadar arzı karşılayan talep yok ortada. Zira şimdilerde insanları anlamak zor mesela en bariz örnek giyinmek; yok şunu mu giysem ay bu daha çok yakıştı, acaba bunun üzerine bu nasıl gider, yeni moda bu mu? vs. Zaman gerçekten akıp giderken dönüp geriye bakıyorum benim fazla [...]

Birçok kentimizde uzun kavak kalmadı ki gıcırdasın, Ama benim sol yanımda sancı baki Anne! Ne olur ki? Sıram gelmiş olsun varsın ‘Ben ölürsem benden daha genci var’ tabii Ama Aşık Garip değil hiçbiri… Ben de olamadım, yokmuş kısmette Yaşadıkça Şah Senem’i hissettim, Gerçi Tiflis’e Tebriz’e hiç gitmedim Gitsem de bulamazdım, eminim Anne! Yunus ne dediyse hep çıktı.. ‘Şeytanlar’semirdi kuvvetli oldu Zayıf olsalar ne farkederdi? Nasıl olsa onlar galip gelecekti Bundan [...]

bunu görüp de müslüman olmamak mümkün mü? :)

Hadi bakalım, bunu da hayra yor. Uydur kendi hikayeni. Bunu da efsanevileştir. Vardır bir hayır. Muhakkak! Ama bu senin zannettiğin gibi değil küçük hanım. Bilmediğin şeyler var, öğreneceğin şeyler. Bak yine kalbin daralıyor. Yine canın acıyor. Çünkü çok kolay vazgeçiyorsun hayallerinden, mutlu olmak uğruna. Küçüğüm bilmez misin, hayallerin olmadan mutlu olamazsın. Sen kendini yakıştırabilirsin o hayata, ama o hayat seni böyle kabul etmez çocuk. Yontulmayı kabul edeceksin.

ah huzur sen beni terkedince… sen beni terkedince… sen beni terkedince… işte sözlerim böyle yarım kaldı. koyverdin gittin beni böyle dımdızlak. halbuki önceden hepbirlikteydik. ne çok zaman geçirirdik birlikte. yüzüm gülerdi sen benleyken. birlikte izlediğimiz filmler, kurduğumuz düşler ne çok anlamlıydı değil mi? yaşama sevincimide alırdık yanımıza. Allaaaahhh üçümüz bir olunca, değmeyin benim keyfime. zaten ikiniz gelince bütün takım toplanırdık; mutluluk, neşe, coşku, kıpır kıpır gönlüm. bizim takım böyleydi işte [...]

İnsan hayatına verilen değerin ne kadar düştüğünü ve insanların ne kadar alçalabildiğini hayretle izliyorum. İnsan olma bilincinin maddi çıkarlar ya da keyifler uğruna her gün biraz daha unutulduğunu fark ettikçe kendimden utanıyorum. Bana anlatılan, bana öğretilen değerlerden bir zerre olsun kalmış mı diye bakınıyorum etrafıma çaresizce. Ne yazık… Ne değer kalmış ne de insanlık… Biz bu değiliz diyorum kendi kendime. Evet, gerçekten değiliz. Beş gencin canına on ay hapsi bedel [...]

Saplantılı dünyanın buhranlı sancıları bitmeyen… ayağımın birini aldın sevgilim, yürüyemiyorum… çamura bulanmış bir gölün tam ortasında yüzüyorum. İçimden kanım akıyor, görmüyorsun… kalın zincirlerle sessizce çekiyorsun  benliğine, hissetmiyorsun.  İnsanlar sevmeyi bilmiyor mu sevgilim, insanlar ölmeyi bilmiyor mu? Yarımağız kuruyorum tüm cümlelerimi; sesinden uzakta sessizleşiyorum, teninden ötede tensizleşiyorum! Yavan bir ekmeğin ortasına yerleştirişin varlığımı ve kurumak üzere cam kenarına bırakışın kuşlar yesin diye… hiç mi bilmedin varlığımı sevgilim, hiç mi hissetmedin?

Gittim. Gördüm… Dönmek istemedim…

Okumadan önce bir dinleyin. Monna Rosa Monna Rosa, siyah güller, ak güller Gülce’nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister; Ah, senin yüzünden kana batacak, Monna Rosa siyah güller, ak güller! Ulur aya karşı kirli çakallar, Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa. Monna Rosa, bugün bende bir hal var, Yağmur iğri iğri düşer toprağa, Ulur aya karşı kirli çakallar.

Bugün bir kez daha insanların aklında nasıl yer ettiğimi fark ettim. Ne kadar unutulmayacak ama aynı zamanda bir o kadar hatırlanmaya gerek duyulmayacak bir insan olduğumu anladım. Kimi beni sınıfın fotokopicisi olarak hatırlayacak, kimi ona kantine kadar eşlik eden biri, kimi gereksiz ilgiyi üstüne çeken sosyal malzeme olarak, kimiyse her zaman sivrilen kişi. Beni asla unutmayacaklar. Yıllar sonra bahsi geçtiğinde bile belki bir silüet olarak geleceğim gözlerinin önüne sırf hizmet ettiğim [...]