efil efil eser bir seher yeli şakağımda, devasa ceviz ağaçları ruhumda hep sallanır. üzümcük kuşlarının şarkıları hala kulağımda her bahar yeniden yeşerir, yeniden dallanır. efil efil eser bir seher yeli şakağımda… karşımızda dağlar vardı saçları kardan ağarmış. bulutları taç yapmış zirveler biricik ufkumdu. ninem derdi kışın gökten pamuk yağarmış. kuşlarla söyleştiğimiz demler benim çocukluğumdu. karşımızda dağlar vardı saçları kardan ağarmış… Ali Sözer
Diğer yıllar gibi umutlarla gelmişti 2009. Fakat umduğunu bulamadı. Feleğin bin bir sillesini yedi. Feleğin kimine kavun kimine kelek yedirdiğini öğrendi. 2009 yılı da diğer yıllar gibi geçti gidiyor. Biletini almış durumda, eğer bir rötar yaşanmazsa… Ki zaman rötar yapmaz. Rötar yapan bizleriz. Ömrümüz varsa 2010’u görürüz. *** 2009 yılından aklınızda ne kaldı? Benim pek bir şey kalmadı. Her yıl gibi geçip gidiyor işte. Unutma çağında yaşıyoruz. Her zaman yaşanılan [...]
bir dünya kurduk arkadaşlarla bizim bahçeye yemişin dibine küçücek bir ev yırtıkça bir kilim sofaya odalara renk renk minderler şurası kapı olsun dedik burası pencere.. gökyüzüyse damımız sonra mahallemiz olsun dedik uzak yakın komşularımıza gittik geldik çarşılara çıktık akşamüstleri.. küstük, barıştık kız aldık kız verdik ölenlerin yokluğuna alıştık.. sonra akşam oldu annemin çağrısıyla …… Ali Sözer
Bir hayalim var Tutup oğlumun Küçücük ellerinden Yürümek yürümek yürümek Oğlumun elleri küçücük Kalsın yüreği büyük Koca çınara uğrayalım Anlatsın olup biteni Çeşmeye varalım, Çeşme anlatsın..
Messenger kullanırken, adının yanına kendisiyle ilgili bir şeyler yazanlardan mısınız? Aslında hepimizi bir şeyler yazıyoruz, bazı bazı… Fakat orada sürekli kendi reklâmını yapanlara -gıcık olmuyorum- şaşırıyorum. Hatta bazı dostların adının yanında yıllardır aynı şey yazıyor. İşte birkaç örnek: - Arkadaş radyo programcısı olduğu için “Her Perşembe saat 21:00 ile 23:00 arası Radyo Ormantik’teyim, şiirlerimle sizlerleyim” - Arkadaş edebiyat sevdalısı, yazar, çizer, gezer, imzalar olduğu için “Falan tarihte Tüyap Kitap Fuarı’ndayım” [...]
“h. için…” sen bir eylül sonu göçüp giderken yapraklara sararmış hüzünler damlar sarı çiçek kekik dalı son kez anar adını son kez açar güz çiçekleri sen bir eylül sonu umutları gömüp giderken sen bir eylül sonu göçüp gidince sabah yeli seni getirmez olur taşköprü’nün dallarında dolanmaz türkülerin ağır aksak adımlarda tıkanır günler sen bir eylül sonu umutları gömüp gidince
imriü’l-kays’a…* “duralım ağlayalım, onu analım” der şâir. zamânın süpürüp götürdüklerine dair… sabâ yeliyle başlayan günler adına, yarını olmayan çöl akşamlarına, bir ceylanın tir tir titrediği geceler adına, bir toz bulutu gibi savrulan ufukta zamâna ve mekâna… duralım ağlayalım. bir dem olsun onu analım. burası oturduğu yerdir baktığı taraftır şurası… kokladığı çiçek, okşadığı yaprak bunlardır… buram buram sevgi türül türül sevgili tüter her yan. burası, orası, şurası… duralım ağlayalım ağlayalım duralım. [...]
Entelektüel, bizim eskiden münevver, şimdilerde ise aydın dediğimiz insan türü. Bir de çakma entelektüeller var. Böylelerini tanımak için ya da onlardan olmak için işte ipuçları: 1. Top sakal bırakmak… (Her nevi top sakal geçerlidir. Hatta aykırı olursa daha bir iş yapar.) 2. Kaşkolü/atkıyı entelektüellere yakışır biçimde bağlamak. (Bilenler bilir, bilmeyenler etrafa baksın biraz) 3. Bere tarzı şapkalar takmak.. (ve bu şapkayı sırf entelektüel olduğunu göstermek için takıyor olduğunu belirtir tavırlar [...]
Pekmez Fırınları Ekim ayı ile birlikte çevre yeşillenmeye, çeşitli çiçekler açmaya başlar. Sanırsınız ki bahar gelmiştir. Bunun en güzel örneği güz çiçekleridir. Menekşeye benzerliği ile dikkat çeker fakat ömrü az ve gelen kışın habercisidir. Bu sebeple biz çocuklar için güz mevsimi doğaya da veda etme vaktidir. Bağ bozumları başlar. Çocuklar tekrar çelik çomak oynarlar. ‘Gündöndüren’ (ayçiçeği) saplarını tarla dönüşlerinde oyuncak yaparlar. Bu ya bir traktördür ya bir taksi. Ucu kırılınca [...]
Bozuk Radyom Çalmaz Şimdi Yazın gelişiyle oyunların çevresi ve çehresi değişir. Oyunlar tarlalara taşınırken, oyuncaklar da nöbet değiştirir. Çünkü bahardaki oyuncaklar sırasını savmıştır. İlk olarak ekin tarlalarına gidilir. Yolda ekin elmasının bulunduğu bir bahçeye çocuklar yollanır ve tarlada yenilecek kadar ekin elması toplatılır. Bu elma ekin dönemine hastır. Yumurta büyüklüğünde ve oldukça tatlı bir elmadır. Giderken bir sepetin veya kutunun içerisinde sarı sarı, o mini minnacık civcivler de götürülür. Onları [...]




