
yine fırtınalarda gönlüm, sevdiğime anlatsam anlar belki de anlatamam ki. üşüdüğümü nasıl bilebilir ki, yandığımı anlatabileyim. garip bir sessizlik var etrafımda, içim ise tam tersine. duyamıyorum kimseyi. karanlıkta daha iyi mi görebilirim, ondan mı bomboş burası. görmem için aldın gözlerimi, duymam içindi tüm sessizlikler ama neden yapamıyorum hiç birini. ne öte gidebiliyorum ne beri gelebiliyorum. bir kukla var içimde. yapılmaması gerekenleri yapıyor hep. hani bu kukla benim ellerimde oynardı bir tek, hani iradem vardı benim, hani hayatımın kaderi benim ellerimdeydi, kaderi yaratana inanarak. şimdi nedir bu eylemsizlik bendeki. tüm sorularıma cevaplar susturuculu atışlarla geliyor kalbime ve nişanı beynime. sadece bir barut kokusu var parmaklarımda ve kıvılcımı saçlarımda. kimse konuşmuyor benimle, bende kimseyle. neden garip bir haz duyuyorum bundan yada bazen eksiklik. konuştuklarında neden susturuyorum insanları peki, ben kendimi kaybettim. bulan bulunur mu? bilen bulunur mu? bilen kaybolur mu? kaybolmaktan korkulur mu? hem kaybolan hem bulan olmak neden istenir ki? iki zıt bu kadar eşit yaşanabilir mi?
gidiyor musun sevgilim, uzaklaşacak mısın benden, sen beni seni sevdiğimden daha çok severdin yaa hani, acın benden büyük olmayacak mı şimdi. içinin acımasına dayanamam ki ben. gitme…
gidiyor muyum sevgilim, daha vuslatına erememişken hasretlik olmak reva mı? daha büyük bir vuslat zamanı mı var diyorsun. peki sevgilim o zaman ölüyorum…
” ‘Ben’i arayan Beni bulur. Ben’i bulan, Ben’i tanır ve bilir. Ben’i bilen Ben’i sever. Ben, Ben’i sevene aşık olurum. Ben, aşık olduğumu öldürürüm. Benim öldürdüğümün diyetini ödemek yine Bana düşer. Ben’im öldürdüğümün diyeti ise, bizzat Ben’im.’ “ ibn arabi





“peki sevgilim o zaman ölüyorum”
asalet ile dimdik duran bu cümleler karşısında eğiliyorum.
inanılmaz güzel bir yazı olmuş Esved
ne denilip ne söylenebilir ki…
hani Sus! diye azarlıyordu ya(elindeki hazinede)azarlamak mı lazım senide…
artık sen bambaşka bir diyarda açmışsın yüreğinin gözlerini…
Şükürler olsun.
yorumların bana hep yoldaş oldu dostum.
Aldım yoldaşımı, içime sardım; gitmesin diye içime, kısık seslerimi duysun diye içime, içimi bilsin diye içime, ısıtsın beni diye içime, şefkatini esirgemesin diye içime, kızdığında yüz çevirmesin diye içime, gözlerim hep seni görmek istediğinde içime bakmam yeterli olduğu için içime, tek kalpte atmak için içime, aşk tek yaşandığı için içime… sonra bir bakmışım ben yoldaş olmuşum içime… yoldaşım; seninle yalnızlık bile güzel.
Esvedcim her zamanki gibi güzel yüreğinden süzülüp gelen duyguları çok güzel anlatmışsın.yüreğine sağlık.Eskimeyen yazılarına baktım,tekrar okudum.Umarım bir gün yine bitli kadrosu toplanır ve yüreğinizden kopup gelen duyguları yine okur ve yüreğimize katarız.Sağlıcakla kalın.Allah’a emanet olun.
sanemcim sanemcim; bizim daimi okuyucumuz, senin yerin ayrı bizim için biliyorsun… hiç yalnız bırakmadın bizi yorumlarınla. Allah razı olsun senden. bitliler tekrar bir araya gelirse de yanımızda olacaksın biliyoruz bunu da. yazılardakini anlıyor olman senin yüreğindeki güzellikten kaynaklanıyor. teşekkürler canım…
Ben teşekkür ederim Esvedcim.sizinde benim kalbimde yeriniz apayrı.İlk göz ağrım Bitli Limon.Sanki ezelden beri sizinleyim.Senin şahsında şimdiye kadar oyun bahçesinden gelip geçen ve iz bırakan tüm bitli arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.Hepinizden bir şeyler öğrendim.İyi ki varsınız..