gecenin bir yarısı olmuş haberim yok kahve ve sigara arkadan gelen bir müzik var yaşar kurt – ruhum. sözlerini çok samimi buldum ve bağıra bağıra söleyeme başladım NE ZAMAN GELDİN RUHUM GÖRMEDİM SENİ UÇAKTAN ATLARKEN UNUTTUM GALİBA ÖZLEDİM SENİ RUHUM diyerekten gidiyor içerden annem sus artık diğe bağırıyor. bende rahat rahat şarkı söleme zevkimden yoksun kalmış şekilde susuyorum. bir süre sonra… saat 4 civarı, dayım arıyor 6 yaşına giren kuzenime [...]
çiçeklerle bezeli patikalardan geçip tırmanmıştım sana. şimdi bir başımayım sen dağının başında. mevsim kış, kar kapamış tüm patikaları. dönemiyorum, üşüyorum. buz tutmuş dallarım. donmamak için yine karla ovuyorum kendimi. ısınmadan sızlıyor iliklerim. yaşıyorum, ölmedim!!! gövdeme çaktığın çivileri çıkarmaya çalışıyorum ellerimle. kan sızıyor, acıyorum. ne yapmalıyım? çiviyi çiviylemi sökmektir çarem. çivi çiviyi nasıl söker? başka bir çivi çakarak mı? anlamsız geliyor diğer tüm çiviler. medet!! deniyorum. ancak başka bir çivi çakmakla [...]
Herşeye kapattığın bir an vardır kapılarını, herkese, telefonuna küsersin. önce kapatırsın, fırlatırsın bir kenara. kimse ulaşamaz sana. daha sonra düşünürsün, gidersin uzaklara karamsarlığa itersin kendini, her zaman haklı ve kullanılmış hissetmek için elinden geleni yaparsın. biraz zaman geçince anlarsın, yanındakiler olmadan bir hiçsindir. gittiğin o yerde herhangi bir yabancısındır. çevredekilere çok uzaksındır, o yüzler hep seni istemiyorlarmış gibi hissedersin. tamamen farklı olan şeyleri kafanda kurarsın yanlızken. bir süre sonra çok [...]
suskunluklar bozulmak için vardır dedi birileri, boz ki, amacına uysun içinde bulunduğun hal, kurallarına uy oyunların, hileye hurdaya kaçma dedi, kaçmadım… susmadım… önce suslarımı, sonra sıkıntılarımı çıkarıp duş aldım, yeni sabaha, doğamayan güneşe ithafen… sonra kelimelerimi ütüledim, sohbetlerimi giyip “jilet” gibi oldum… notalarına aşina olduğum bir şarkı açtım, bağıra bağıra eşlik ettim, sesimde hafif titremeler suslarımdan kalan… titremelerimi bırakmalıydım bir kenara, sıyrıldım… kaşlarımdaki çatık ifadeden sıkılmış olmalıyım ki, gülmek için nedenler ürettim kendime… yağan [...]
ayılmaya başlıyor sanki içim. sanki farkına vardı bazı şeylerin. sanki bırakıyor sımsıkı tutunduğu ipin ucunu. sanki yoruldu. çakır keyif sarhoşluğum, iyiydi, güzeldi de, kendine gelince anlıyor insan ne kadar zor olduğunu. ayılmaya başlayınca duyuyor başının zonklayışını. içzik çizik olmuş her bir yanı, ellerinde izi kalmış bütün ipin boğumları. yudumlarken kahveni, son anlar, son bakışlar… senin baktığın gibi değildir onunkiler. gelirsin kendine o zaman işte. uykunun kaçışı kahveden değildir. o sadece [...]
Bir çiçek almak istiyorum. Böyle mor bir toprak saksıda olsun birde kendisi mor menekşe olsun. Menekşem diyeyim ona en iyi dostum olsun… Hüznümü, sevincimi paylaşayım. Bazen bir fincan kahve yapıp kendime; menekşeme koşayım. Sohbet edelim onunla ya da ben konuşayım o dinlesin…
omzuna yaslanıp düşlerini emanet edebileceğin bir kaçak arıyordun ya sen, bense bu yasak saydığım aşkla, kaçak bindiğim araçlarda, kaçtım durdum yakalanmamaya. takıp emniyet kemeri kalbimi, bilmem kaç promil aşk alıp son sürat sana çarptığımda, yüzüm gözüm sana bulanmıştı. sekizde sekiz kusurlu bir aşktı bu, bağladılar elimi kolumu. aşk ehliyetime el koydular. sen trafiğine çıkmam yasaklandı. oysa ben, zamanın gitmeye yakın bitimlerinde, bile bile inatla yaşatıyordum kaçak zamanları. seninde özrü kabahatinden [...]
beni hatırlamakta ikmale kaldın ya sen, benimse özlemim sınıf atlamış. ezberini zorluyorum. düşünüyorum altını ıslatmış bir çocuk utancıyla, ne yapsam da hatırlatsam kendimi sana. izlediğin bir film karesi olsam yada eski bir şarkıda bir nota. tahta bir evden sokağa yayılan kızartma kokusu olsam, hatırlatsam kendimi. müjdelensem bende sana yaz gibi…
günlerden pazartesi, yokluğunun bilmem kaçıncı günü. her saniye bir asır gibi geliyor nedendir bilinmez. şu zamanı kontrol etmek için ne isterlerse yapmaya hazırım aslında. sen yokken su gibi aksın istiyorum, sen varken dursun diyorum herşey. çok mu şey istiyorum ki? ne var yani bunda. birisini bu kadar çok seviyorsanız onun gitmemesini istemeniz kadar doğal ne olabilir ki? her boşluğa gözümü diktiğimde karşımda seni buluyorum. sessizliği her dinlediğimde senin sesin geliyor [...]
titriyor kelimelerin akıbeti, hapşırıyor tükenmezi… nefessiz kalmış harfler, ağlak cümlelerimin her biri, üşüyorum nedeni belli… çünkü, içimin sancıyan yanıyla, hiç okuyamayacağın bir mektup yazıyorum sana. ilk defa! babam, burnumun sızlayan direği… avucumun boşluğu babam, içimin uktesi… bayram sabahlarında öpemediğim elin… yetimliğim… etle tırnak birbirinden ayrıldığından beri, zamana sığdırılamayan özlemlerim var içimde. annemin anlatmalarında dindirmeye çalıştım yıllarca. çünkü 3 yaşındaki hafızam hatırlatmıyorduki seni bana. çocuklar rüşvetçidir biraz, bilirsin baba. yemeği yersen [...]




