özlem gülleri

Yûsuf’un aynası…

» yazdı | 25 Ocak 2012 | kategorisi: edebiyat, özlem gülleri | 4 yorum

“Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler” A’râf 176

Bir gün Yusuf’un güzellik şöhretini duyan bir bedevi, çöller aşıp seraplara kanmadan, vahalara duraklayıp en fazla, hiç yolundan sapmadan. Yusuf’u görmek için Ken’an iline varmıştı.
Yanına vardığı zaman, Yusuf, o güzellik güneşi, çocukça bir sevinçle gülümsedi.
Ve dedi: De bakalım ey bedevi, bunca yolu aştın ve geldin. Bir yükün olmalı. Sözün hazinesinden ya da mera denizinden ne getirdin bana?
Yoksul bedevi gülümsedi.
Dedi: Yusuf, ey Ken’an’a doğan dolunay! Ey varlıklara sebep olandan nişane olan! Gülümsedin. İçim aydınlandı. Baktın ve konuştun ya benimle artık yitmem, eskimem. Lakin güzelliğin denizinde yekta inci iken sen, benim gibi yoksul bir bedevi sana ne verilebilir ki? Sende olmayan bende, ne olabilir ki?
Böyle diyerek bedevi, sırtındaki devetüyü heybeden bir ayna çıkardı usulca. Küçük, yuvarlak bir el aynası, kıymetsiz bir şey.

Sana, dedi en uygun armağan bir ayna olabilir yine de.

Bir ayna ki ona baktığında kendi güzelliğini göresin.

devam

sultanım…

» yazdı | 19 Ocak 2012 | kategorisi: özlem gülleri | 10 yorum

sultanım...

Değerlim,
sen güle bakıp manasını sevensin,
kokusunu cennet kokusu gibi içine çekip ahhh edensin.
kırmızılığı mı seni çeken yoksa yeşilliği mi yapraklarımın,
benim bildiğim ise sadece zandan ibaret.
ağlaman berekettir gamıma.
gönlümdeki ışığı gören,
ben sana aynayım,
sen bana asıl.
senin senliğin benim.

devam

beni düşün, benim düşün…

» yazdı | 06 Aralık 2010 | kategorisi: özlem gülleri | 7 yorum

yine fırtınalarda gönlüm, sevdiğime anlatsam anlar belki de anlatamam ki. üşüdüğümü nasıl bilebilir ki, yandığımı anlatabileyim. garip bir sessizlik var etrafımda, içim ise tam tersine. duyamıyorum kimseyi. karanlıkta daha iyi mi görebilirim, ondan mı bomboş burası. görmem için aldın gözlerimi, duymam içindi tüm sessizlikler ama neden yapamıyorum hiç birini. ne öte gidebiliyorum ne beri gelebiliyorum. bir kukla var içimde. yapılmaması gerekenleri yapıyor hep. hani bu kukla benim ellerimde oynardı bir tek, hani iradem vardı benim, hani hayatımın kaderi benim ellerimdeydi, kaderi yaratana inanarak. şimdi nedir bu eylemsizlik bendeki. tüm sorularıma cevaplar susturuculu atışlarla geliyor kalbime ve nişanı beynime. sadece bir barut kokusu var parmaklarımda ve kıvılcımı saçlarımda. kimse konuşmuyor benimle, bende kimseyle. neden garip bir haz duyuyorum bundan yada bazen eksiklik. konuştuklarında neden susturuyorum insanları peki, ben kendimi kaybettim. bulan bulunur mu? bilen bulunur mu? bilen kaybolur mu? kaybolmaktan korkulur mu? hem kaybolan hem bulan olmak neden istenir ki? iki zıt bu kadar eşit yaşanabilir mi?

devam

duâ

» yazdı | 24 Eylül 2010 | kategorisi: özlem gülleri | 17 yorum

Ey sevgili, seni düşündüm bir anda yine, her an yanımda olmanı istercesine. hayran olunası merhametine ve kudretine daldı yine yüreğim yardım dilercesine. düşündüm de nasılda bu kadar büyüklükle sevebildin bizleri. en sevdiğin acı çektiğinde, kör gözlerin bakışları arasından ve taş olasıca ellerin attığı taşlarla canı yanan sevdiğine ses etmedin bile bile. yaşanması gerekliliği için sevdiğin için ya da sevdiğinin merhameti için kahretmedin kararan gözlere ve helak etmedin kaldırılan elleri. en kötüsüne bile bekledin ve çoğu zaman affeyledin sonsuz büyüklüğünle. bu güzelliğine ses etmedi sevdiğin ve duraksamadı bile, dilinden kötü bir harf çıkmadı ve nefesine kurban olduğum hiç kapamadı gözlerini acınası gözlere. sevdiğinin kolunu dayadığı bir odun parçası dahi olamadık ama yine de sevdin bildik bizleri.

şimdi sesleniyorum sevdiğim sana, gireyim bir dolu sevgilin arasına, kat beni de kervânına. bu büyük merhametini bilircesine yalvarıyorum sana, affeyle senin olmadığın her anıma…

devam

deli yarim…

» yazdı | 04 Ağustos 2010 | kategorisi: mutluluk kutusu, özlem gülleri | 7 yorum

devam

sevgilisiz sevmek…

» yazdı | 29 Temmuz 2010 | kategorisi: özlem gülleri | 10 yorum

sevgiliyi sevgilisiz sevmek marifet,
bu beşere hep gelir eziyet,
ahirlik sevgili, ömürdeki aşk ile değiştiğinde
ne mecnun kalır ne de leyla bu cihette.

vursa hançerini gönlümün tam orta yerine
ya da sürse beni en olmadık yerlere,
dağlasa yüreğimi kızgın demirlerle,
bilir kalbimi O’na ne niyette.

devam