<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bitli limon</title>
	<atom:link href="http://www.bitlilimon.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bitlilimon.com</link>
	<description>hayat zor ve çetin..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 May 2012 07:56:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Nice Mutlu Yıllarr :)</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/nice-mutlu-yillarr/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/nice-mutlu-yillarr/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 07:56:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[ortaya karışık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4936</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Bitli ve Gry doğum gününüz ve evlilik yıldönümünüz kutlu olsun. Oğlunuz ve tüm sevdiklerinizle nice sağlıklı, huzurlu, mutlu yıllar geçirmenizi diliyoruz. Her anınız bir öncekinden daha güzel geçsin. Her şey gönlünüzce, dilediğiniz gibi olsun. Sizi çok seviyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Sevgili Bitli ve Gry doğum gününüz ve evlilik yıldönümünüz kutlu olsun.<br />
Oğlunuz ve tüm sevdiklerinizle nice sağlıklı, huzurlu, mutlu yıllar geçirmenizi diliyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Her anınız bir öncekinden daha güzel geçsin.<br />
Her şey gönlünüzce, dilediğiniz gibi olsun.<br />
Sizi çok seviyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/nice-mutlu-yillarr/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>acıyor&#8230; kalbimin ortasına bıraktın aşkını&#8230;</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/aciyor-kalbimin-ortasina-biraktin-askini/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/aciyor-kalbimin-ortasina-biraktin-askini/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 13:59:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>esved</dc:creator>
				<category><![CDATA[müzik kutusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4807</guid>
		<description><![CDATA[Ölürsem yalnızlıktan Ve senin kötü kalbinden Fikrimin dikenlerinden Batıyorsun, hala derinden&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/RQj5_aQ8-vo" frameborder="0" width="615" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">Ölürsem yalnızlıktan<br />
Ve senin kötü kalbinden<br />
Fikrimin dikenlerinden<br />
Batıyorsun, hala derinden&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/aciyor-kalbimin-ortasina-biraktin-askini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>(s)onsuzluk</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/sonsuzluk/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/sonsuzluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 05:56:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dipol dipol</dc:creator>
				<category><![CDATA[içses]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4926</guid>
		<description><![CDATA[Anladım&#8230; Aşk yanılmakla yanmak arasında uzayıp giden bir paradigmanın başkentiydi sadece. güvenmekten tek bir saniye şüphe etmediğiniz adama aslında bir o kadar güvenmezken yine de sevebilme kabiliyetiydi delicesine. şimdi masamda senden bir hatıra, duvarımda senden, cümlelerimde yine senden&#8230; zaten böyle değil miydi anılar, anılar, anılar ve gerisinde kamyon dolusu acılar. aşk denen illetin bir sebebi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anladım&#8230;</p>
<p>Aşk yanılmakla yanmak arasında uzayıp giden bir paradigmanın başkentiydi sadece. güvenmekten tek bir saniye şüphe etmediğiniz adama aslında bir o kadar güvenmezken yine de sevebilme kabiliyetiydi delicesine. şimdi masamda senden bir hatıra, duvarımda senden, cümlelerimde yine senden&#8230; zaten böyle değil miydi anılar, anılar, anılar ve gerisinde kamyon dolusu acılar. aşk denen illetin bir sebebi olsaydı eğer gözlerindeki girdapta boğulmaz, yüreğini aralardım önce ve o an anlardım işte içinin dışın kadar güzel olmadığını. şimdi anlayamasan da günü geldiğinde anlayacaksın yüzümdeki kırık tebessümlerin canına yakmaya sebep olacağını. çünkü unuttuğun bir şey vardı. tek ayak üstünde attığın kırk takla birbirinden habersizken, ben her şeyden haberdardım. yüzüme ifadesiz bir gülümseme yerleştirip her şeyin farkında olarak yaşadım bile bile. kaçak zamanlara sığdırdığım illegal bir birlikteliktin sen. çünkü yasaktın, çünkü yalandın. <strong>oysa kirli sakallarından belli olmazdı hain gülüşlerin ya  da sen öyle sanırdın.</strong> ama rengi belirsiz gözlerinden geçen sis bulutlarından anlardım ben, ruhun yamalarla doluydu. bekledim ta ki bir buzdağına çarpıp yüreğim su alana kadar bekledim. belkilerle devam ettim yoluma&#8230; acıyı yok saydım, uyuştum yalandan mutluluk oyunlarınla. başından belliydi aslında, yüreğinin tek bir sahibi olamazdı senin. sen kucak dolusu egonla evcilik oyunları oynarken, ben sana yakışmayacak sıfatlarla süsledim adını. haklıydın, suçlu bendim. adam olmak şahsiyet meseleseydi ve evet, senin tertemiz bir vicdanın vardı, hiç kullanmadığın.</p>
<p><strong><em>Bilmem anlatabildim mi şimdi?</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/sonsuzluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iki kişilik hikaye</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/iki-kisilik-hikaye/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/iki-kisilik-hikaye/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 13:33:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sûkut</dc:creator>
				<category><![CDATA[ortaya karışık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4907</guid>
		<description><![CDATA[“Yine boyası bitmiş güneşin, bu çocukça küsüp gidişi de ondan.” diye mırıldanıyor kadın. Annesi öyle demişti, ne zaman ufuk kırmızıya çalsa, ölümü hatırlaması bu yüzden. Elinde becereksizliğine rağmen özenerek hazırladığı hediye paketi, ütüsüz elbisesiyle sahile doğru yürüyor. Aklında çok şey yok, çünkü el çırparak kana susamış düşüncelerini öldürmekte usta. İki bileğinde, birer izi saklamakla görevli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Yine boyası bitmiş güneşin, bu çocukça küsüp gidişi de ondan.” diye mırıldanıyor kadın. Annesi öyle demişti, ne zaman ufuk kırmızıya çalsa, ölümü hatırlaması bu yüzden. Elinde becereksizliğine rağmen özenerek hazırladığı hediye paketi, ütüsüz elbisesiyle sahile doğru yürüyor. Aklında çok şey yok, çünkü el çırparak kana susamış düşüncelerini öldürmekte usta. İki bileğinde, birer izi saklamakla görevli bilezikler&#8230; “Bize benziyorlar.” diye geçiriyor içinden, benzetmeleri sevmez aslında, ama bu benzetme hoşuna gidiyor.</p>
<p>Adam, bankta oturuyor. Mağrur bir bekleyiş onunki. Bir ay önceki halinden eser yok. Kendi filmini izleyen yönetmenlere benziyor, heyecanı filmin sonunu merak ettiğinden değil, bırakacağı etkiden. Bir an duraksıyor. Herşey aynı geliyor gözüne. Tüm evren ağız birliği etmişçesine aynı sonu hazırlıyormuşçasına aynı. Bunda büyüleyici bir yan buluyor önce, sonra da ufak bir huzursuzluk içini kuşatıyor. Huzursuzluğu, giderek umarsız bir hal alıyor. Engel olmak istiyor, süratle bir detay arıyor, her şeyi bozacak ufacık bir nüans.</p>
<p>Kadının pembe ayakkabısının çıkardığı sesler duyuluyor, sonra da kokusu burnuna ulaşıyor. Kafasını çevirip bakıyor, aynı elbise&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>- Neden senin için bir şeyler yapmama izin vermiyorsun?</p>
<p>- Çünkü&#8230; Çünkü o zaman eksilirsin, eksildikçe de seni tamamlamamı beklersin. Beklentiler&#8230; Beklentiler, iki kişilik hikayeler için.</p>
<p>Adam, içindeki duygu uçurumlarına sözcükler aradı. Fakat ne çare, sözcüklerden anlamazdı. Başını iki eline gömdü, öfke bedeninin en ücra köşelerini dolaştı.</p>
<p>- Sana beklentilerimden bahsediyim öyleyse. Beni sevmeni falan beklemiyorum, benim hissettiğimi hissetmeni, benimle beraber olmanı&#8230; Sadece, sadece görmeni&#8230; Bu kadar kör olma, yaşamın farkına var.</p>
<p>Gülümsedi kadın. Oysa, siyahın salt bir karanlık, hiçbir rengi içermeyen terkedilmiş bir koyuluk olduğuna yemin edebilirdi adam, bu gülümsemeyi görmeden önce.</p>
<p>- Ben, hak etmediğim ne varsa ardımda bıraktım. Şimdiyse tek bir şey kaldı hakkım olan, kazdığım çukurda yalnız başıma ölmek.</p>
<p>Kadın, kendi tabutunu taşıyormuşçasına yorgun, adamın gözlerinde huzuru aradı. Adam,  içi boş cümleler kurdu, havaya kuru bir ses yayıldı, umut sonra  ve aşk tabi. Kadın, kalktı. Güneşin çocukluğuna göz kırptı. Adam, sustu. Kadın, gitmek için iki adım attı. Adam, başka bir tarafa bakıyordu. Kadın, bir şey bekledi, onu yolundan döndürmesi için değil, gidişini haklı çıkaracak bir şey. Adam, kendi girdabında boğulmakla meşgul, sessiz. Kadın gitti, adam derin bir nefes çekti sigarasından, ciğerlerine katramsı bir ayrılık doldu.</p>
<p>***</p>
<p>- Tüm bunların bir anlamı var di mi?</p>
<p>- Neyin?</p>
<p>- Her şeyin neredeyse aynı olmasının.</p>
<p>- Her şey zaten hep aynı. Aynı gün, aynı gece. Farklı sanan, farklı olmasını istiyen biziz.</p>
<p>Kadın hediye paketini uzatıyor, adam açmak için davranıyor fakat nazik bir el hareketiyle duraksıyor&#8230;</p>
<p>- Acele etme, henüz vakit var.</p>
<p>***</p>
<p>Adam, iki saat kadar o bankta oturdu. İçini yokladı. Tüm organları uyuşmuştu, hissizdi. Kalktı. Buna izin veremezdi. Hiçbir şey olmamış gibi devam edemezdi. Onun ustalığı da kendini kandırmak, sarfettiği her kelimede, adımları daha da hızlandı. Nefesi kesilene kadar koştu, insanlara çarptı, sokaklar geçti ve en sonunda, kendini kadının evinde buldu.</p>
<p>Kapı açıktı. Telaşla girdi içeri, salona baktı, yok. Odasına, mutfağa baktı, yok. Banyonun aralık kapısından sızan kanı gördü. Heyecanla içeri girdi. Kadın, kafası duvara dayalı, kucağında bir kağıt, iki bileğinden akan boşluğa bakıyor. Adamı görüyor ve kendini bırakıyor.</p>
<p>Adam hızla çıkarıyor gömleğini, iki parçaya ayırıyor ve kadının bileklerine sıkıca sarıyor. Beyaz gömleği, anında kırmıza boyanıyor. Kadını kucaklıyor, hızla çıkarıyor evinden. Sokağı bir ezan sesi dolduruyor, zihinlerde ölüm dolaşıyor birkaç saniyeliğine.</p>
<p>***</p>
<p>- Benden ayrıldıktan sonra, iki saat bekledin. Kapıyı da bilerek açık bıraktın.</p>
<p>Kadın, gülümsüyor.</p>
<p>- Kabul et, ölmek değildi niyetin.</p>
<p>- Bu neyi değiştirir ki?</p>
<p>- Çok şeyi! Yeter artık. Yoruldum, anlamıyor musun? Sürekli bir şeyler kanıtlamaya çalışmaktan yoruldum.</p>
<p>- Bırak öyleyse, sen de benim gibi yap, çabalama, uğraşma, sadece gözlerini kapa. Boşver, aksın hayat, diğerleri diledikleri gibi yaşasınlar, biz burda oturalım, şart mı yaşamak?</p>
<p>Göz göze geliyorlar.</p>
<p>- Hadi aç hediyeni.</p>
<p>Adam bir çırpıda açıyor. Beyaz bir gömlek. Anlıyor adam, tüm bu olanların manasını. Son bir güç buluyor içinde, soruyor hırsla.</p>
<p>- Peki ya izler? Bileğindeki  yara izleri, parça parça olmuş gömleğimde bulunan kan izleri? Biz birbirimize dokunduk, karıştık&#8230; Ya bunlar? Hiçbiri olmamış gibi, devam edeceğiz, öyle mi?</p>
<p>Kadın, adamın bu yanını sevdiğini farkediyor. Kurallardaki açıkları, onların neden konduğundan fazla araştıran çocuklara benzetiyor onu.</p>
<p>- Öyle.</p>
<p>- Peki&#8230;</p>
<p>Adam, gömleği havada sallıyor, yüzünde zoraki bir gülüş. Hızlı hızlı yürüyor. O da böyle öldürüyor düşünceleri, çünkü biliyor, durduğu yerde zihni uyuşacak. Bir sokak kenarında yorgun düşüyor, açıyor gömleğinin düğmelerini, onun aldığı gömleği giyiyor. Onun oyununu oynuyor, her şey aynı olacak güya.</p>
<p>Şehrin kalbine bir ezan sesi yayılıyor. Adam cebinden, üzerinde kan izleri olan intihar mektubunu çıkarıyor. Çok da okunmuyor yazılanlar, tek bir cümleyi birkaç defa okuyor. “&#8230; Böyle daha kolay unutulur çünkü, fedakarlıklar olmadan&#8230;” Katlayıp cebine koyuyor kağıdı. “Bilmiyor ki” diye söyleniyor, “Damarlarındaki boşluğa çoktan dolduğumu&#8230;”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/iki-kisilik-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitter Sweet Symphony&#8230;</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/bitter-sweet-symphony/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/bitter-sweet-symphony/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 06:57:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>esved</dc:creator>
				<category><![CDATA[müzik kutusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4711</guid>
		<description><![CDATA[I let the melody shine, let it cleanse my mind , I feel free now&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/1lyu1KKwC74?rel=0" frameborder="0" width="615" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">I let the melody shine, let it cleanse my mind , I feel free now&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/bitter-sweet-symphony/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızılca</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/kizilca/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/kizilca/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 May 2012 06:54:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lamekanist</dc:creator>
				<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[içses]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4901</guid>
		<description><![CDATA[Çıngırak sesleri öteden beri&#8230; Eşkiyalar yalnız dağlarda yaşamaz. Belki bahara aldanmıştır papatyalar, Eşkiyanın ayakları altında çaresiz, Eli kolu bağlı, yaparakları rüzgârsız, iki bülüm, hunharca ezilmiş Güneş yüzlü  papatya&#8230; Elim bir vaka! Yüreğine güneş vurmuyorsa suçu ne yaş odunun? Belki özlemek gibidir aynalarda seni aramak? Sazlar sözler susmuşsa kime ne! Kör bir dilsizin iç geçirmesiyle aynı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çıngırak sesleri öteden beri&#8230;</em><br />
<em>Eşkiyalar yalnız dağlarda yaşamaz.</em><br />
<em>Belki bahara aldanmıştır papatyalar,</em><br />
<em>Eşkiyanın ayakları altında çaresiz,</em><br />
<em>Eli kolu bağlı, yaparakları rüzgârsız, iki bülüm, hunharca ezilmiş</em><br />
<em>Güneş yüzlü  papatya&#8230;</em><br />
<em>Elim bir vaka!</em><br />
<em>Yüreğine güneş vurmuyorsa suçu ne yaş odunun?</em><br />
<em>Belki özlemek gibidir aynalarda seni aramak?</em><br />
<em>Sazlar sözler susmuşsa kime ne!</em><br />
<em>Kör bir dilsizin iç geçirmesiyle aynı durakta derdim.</em><br />
<em>Derdim derdim derdim de kuru odun kül oldu.</em><br />
<em>Kendi kendimeyim&#8230;</em><br />
<em>Akşamın erken olduğu şehrin merkezinde,</em><br />
<em>Akşam simitlerinin kokusunda.</em><br />
<em>Koku kimin umrunda? Ya da elleri ceplerinde biri;</em><br />
<em>Kafası üzerinde kırmızı, mor, mavi renkli rengi ahenkli takke.</em><br />
<em>Beyaz bulut işlemeli, uçları inceden güneş süslemeli,</em><br />
<em>Biraz da rüzgâr motifi eklemeli.</em><br />
<em>Ve birden&#8230; Karga parçaladı havayı.</em><br />
<em>Mağripte gümüş dumanlar.</em><br />
<em>Sesler, ezanlar, çocuklar, mezarlar, susanlar&#8230;</em><br />
<em>Mağripte ayak sesleri.</em><br />
<em>Ufukta bir karga&#8230;</em><br />
<em>Allahu Ekber&#8230; Allahu Ekber&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/kizilca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>elif gibi&#8230;</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/elif-gibi/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/elif-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 07:51:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dipol dipol</dc:creator>
				<category><![CDATA[hayatın böğründen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4880</guid>
		<description><![CDATA[Aslında zor bir hikaye bu.aşka bulanmış tüm hikayeler gibi.yarım kalmış cümleler, öfkeyle karışık kederden buğulanmış sözler… oysa anlamı yok belki de tüm bu kavgaların, eğer arada böylesine elleri güzel bir sevda duruyorsa hala. çok önceydi belki de onca zaman yaşanacakların berrak bir kağıda dökülmesi, belki çok yakındı sudan sebeplerle o kağıdın aşınıp, yıpranması. oysa böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında zor bir hikaye bu.aşka bulanmış tüm hikayeler gibi.yarım kalmış cümleler, öfkeyle karışık kederden buğulanmış sözler… oysa anlamı yok belki de tüm bu kavgaların, eğer arada böylesine elleri güzel bir sevda duruyorsa hala.</p>
<p>çok önceydi belki de onca zaman yaşanacakların berrak bir kağıda dökülmesi, belki çok yakındı sudan sebeplerle o kağıdın aşınıp, yıpranması. oysa böyle miydi ümit edilen gelecek. böyle mi düşmüştü en güzel hayallerin ortasına ardı sıra giden sevgili. sessizliğe mahkum edilip eriyip giden kaç gerçek vardı aradaki onca hain kilometrede şimdi.</p>
<p>Erkek bilmez… kaç kez eli gitmiştir kızın, uzayıp giden yolları yok etmek için bir bilet almaya ve kız bilmez kaç kez içi yanmıştır adamın o yollar bir türlü aradan çıkmadı diye. halbuki böyle böyle yakar aşklar ve böyle böyle geçer sanılır onca iz, zamanla. ama ikisi de bilir. ömür geçse de unutulmayacaklardır. çünkü yüreğe sinen ne unutulmuş ki bugüne dek, onlar unutabilsin. kız bilir yine düşecektir aklına o adam. her zamanki gibi belki de. ışıklar kapanacak, insanlar susacak, yıldızlar parıl parıl parlayacak bir bahar gecesi. kız sığamayacak kabına. camın önündeki masasına oturup dakikalarını sayacak, o küçük kum saatiyle oynayacak belki ve geçen yılları düşünecek bir bir. erkekse koca bir kalabalığın içinde tek başına yaşarken, gürültüden yüreğinin sesini duymazken ve etrafında ruhunu uyuşturan bir sürü gereksizlik varken; kızı hatırlayacak. eli gidecek mi acaba yine telefonlara… gitse gider de arayıp ne diyecek bu defa. bu kaçıncı diye iç geçirip yalanlarına koşacak, sımsıkı sarılıp mutluluk oyunlarına dalacak delicesine. oysa yüreği paramparça bir halde biraz daha dibe batacak, anlayamasa da…</p>
<p>Koskoca bir dünyanın birer ucunda gibiler zaman zaman. kız çok anlatmaz, yüreğini kanatır yaşadıkları. öyle herkes bilmez de sevdasını. gözlerine baktığında, gözlerinin en içini görebilmeyi başarabilen biri görür ancak. ya da yüreğinin acılarına yabancı olmayan birileri… öyle bir sevda ki bu zamana yayılmış, hayatına sızmış, içine işlemiş hani ve öylesine tek kişilik ki yüreği; o bir yanda, erkek başka bir yanda şimdi.</p>
<p>erkek… o öyle başka ki, anlaması güç. oysa sepya fotoğraflardan taşan bir deniz mavisi kadar gerçek tebessümleri. geçip karşısına saatlerce muhabbet edebilirsiniz, bakınca iyi de biri sanki. gözleri kızın üzerinde hep. onca zaman ayrı kalan onlar değilmiş gibi. sanki onca upuzun zifiri geceden geçen onlar değilmiş gibi. yaşanan tatsızlıklar en acı şarkılarla cilalanmamış, kalpleri hiç kırılmamış gibi. Sahi bunun sebebi esaslı bir sevgiden başka bir şey olabilir miydi? Sahiden erkek bir başka kızı sindirebilir miydi hayatına… gönlüne diyebilir miydi artık o yok diye. susturabilir miydi tüm hücrelerini… bilmez misin ki elif aşktır, elif dimdik durmuştur hayatın karşısında. Ve nun sabırdır… kız elifse, o da biraz nun olmayı bilemez miydi? halbuki bilir, bilmeli. çünkü adının anlamında kaç elif var nasıl bilmez insan. çünkü öyle bir adı var ki erkeğin dimdik durmasa elif, yıkılır gider her kelimesi. insan nasıl görmezden gelebilir ki elif gibi bir mucizeyi…</p>
<p>kız şimdi öyle dimdik duruyorken, o güzel ellerine sıkıştırmış bir tutam aşkını ve buram buram yasemin kokan saçlarını savururken rüzgarda, küçük bir şehrin deniz kenarında oturmuş bir başına. kulağına çalınan şarkı belli, aklına düşmüş olan belli. belirsiz olan tek şeydi; kader belli olana kadar, zamanın ona getirecekleri. aklında uçuşup duran soruların cevabını o küçücük yüreğine sığdırdığı adam verebilirdi bir tek. Ve o koca adam, yapması gerekeni yapmalıydı. küçüğüne içinden geldiği gibi fısıldamalıydı yüreğinin sesini.</p>
<p>Çok mu zordu sahiden?</p>
<p>Bu kadar mı zordu eziyet etmeden, üzmeden, kederden sırılsıklam etmeden kendi sularında yüzmeyi öğretmek. <em>Karadeniz olmak kolaydır oysa… Ve bazen bazı adamlar zoru sevmeli galiba.</em></p>
<p>Ve şimdi hala bir yasemin kokusu duyuyorsan eğer koca adam, bil ki o kız yüreğini lokma lokma atıyor martılara. Ve öyle bir yürek ki bu sana sevdasını taşıyor ruhunun Karadenizin’de. Susmak çare değil, acıdan öldürmek hiç… uğruna savaşılacak kaç sevda kaldı böyle. Kaç sevda kaldı ki böyle mücadeleyi hak eden ve kaç sevda gördüm ki ben -ki o kadar az- cümlelerimden sandallar yapıyorum dibe batmayı göze alarak şimdi.</p>
<p>Neden diye sormasın erkek. Çünkü o yasemin kokulu elleri güzel kız benim her şeyim. Çünkü onun yüreğinin acılarını duyuyorum o anlatmadan. Çünkü sen bilmiyorsun koca adam, bizim de bilemediğimiz gibi. İstesek de istemesek de içimizi sızlatan acıları hissediyoruz biz. Bunun adına ne dersen de bildiğin gibi&#8230;</p>
<p>Ve elleri güzel kız, dimdik durmaya devam ettikçe sen, elif gibi, sen gibi… zaman da, hayat da gölgen gibi peşin sıra gelecek daima. Ve unutma ki hoyrattı sevdalar, düştüğün sular kadar. Hoyrattır mesafeler… Ve ne yazık ki gülümsemesinden ömür taşan, aşk taşan koca adamlar da…</p>
<p>Lal olmuş kalemimin çözüldüğü ilk aşktı bu. İlk aşktı kalemimin mürekkebine gerçekliğiyle düşen. Ve umarım ilk olmasını sahiciliğiyle taçlandırsın bu aşk.</p>
<p>Ve son bir şey daha,<br />
Karadeniz…<br />
Aşkın en mücadele isteyen halindesin şimdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/elif-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>set fire to the rain</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/set-fire-to-the-rain/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/set-fire-to-the-rain/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 07:24:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gry</dc:creator>
				<category><![CDATA[müzik kutusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4908</guid>
		<description><![CDATA[adele ablamızın müthiş performanslarından sadece birisi.. müthişsin bacım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/Ri7-vnrJD3k?rel=0" frameborder="0" width="615" height="342"></iframe></p>
<p style="text-align: center;"><em>adele</em> ablamızın müthiş performanslarından sadece birisi.. müthişsin bacım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/set-fire-to-the-rain/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>otobüsler</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/otobusler/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/otobusler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 06:18:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nâdi kalemdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[hayatın böğründen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4848</guid>
		<description><![CDATA[Şehirde yaşamak zor zanaat hacı. Sabahleyin otobüse binmeyegör. Hareket ettiği ilk durakta muhtemelen dolar. İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Evin orada değilse yandın. Yoksa bütün yolu ayakta gidersin. Tek bir çözümü var, ilk durağın olduğu yere taşınacaksın hacı. Aksi halde oluşacak tabloyu çizivereyim sana; Alarm zoruyla yataktan fırlayan insanlar, Gregor Samsa’lar da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şehirde yaşamak zor zanaat hacı. Sabahleyin otobüse binmeyegör. Hareket ettiği ilk durakta muhtemelen dolar. İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Evin orada değilse yandın. Yoksa bütün yolu ayakta gidersin. Tek bir çözümü var, ilk durağın olduğu yere taşınacaksın hacı. Aksi halde oluşacak tabloyu çizivereyim sana;</p>
<p>Alarm zoruyla yataktan fırlayan insanlar, Gregor Samsa’lar da diyebiliriz, her ne kadar böceğe dönüşmeseler de, yatmadan önce içtikleri sigara sebebiyle ağızlarında oluşan ne idiğü belirsiz bir tat, pörtlemiş gözler ve dağılmış saçlarıyla, uyandıklarını sanırlar. Yüzlerine iki şlops su vurunca kendilerine geldiklerini zannederek şehrin hengâmesine atlarlar ve yaptıkları iş, doğruca otobüs durağına gitmektir. Evi ilk durağa yakın olanlar rahattır. Otobüse bindiklerinde en azından oturabilirler ve yarım kalan uykularına – hep yarım kalır zaten – devam ederler.</p>
<p>Gelgelelim şu bizim gariplere! Bir kere, sırf evleri ilk durağa yakın değil diye – kelimenin tam anlamıyla ayakta uyuyanlar istisna – uykuları yarım kalıyor. Bununla kalmıyor bir de o mahmur gözleriyle, gayr-i ihtiyari uyuyanlara bakmaya zorlanıyorlar. Ayrıca akşamki partiden arta kalan enerjileriyle dimdik ayakta durduklarını düşündüğümüz bir grup insan, kulağındaki kulaklığa adeta zulmedercesine abanıp, onu bir hoparlörmüş gibi kullanabilme iştiyakıyla açtıkları sesin verdiği rahatsızlığa hiç girmiyorum bile.</p>
<p>Bahs-i diğer, eğer bir insan bir haftadır banyo yapmamışsa, üzerine şehrin kokusu sinmemişse, burun delikleri tıkanmamışsa, aklını peynir ekmekle yememişse ve her gün yeni bir tane alamayacaksa bütün parfüm şişesini başından aşağıya döker mi? Bunu bi açıklayın Allah aşkına!</p>
<p>Bir de ineceği durağı tutturamayanlar var. Ya bir durak öncesinde düğmeye basıyor ya da ineceği yerden sonraki durakta basıyor. Hadi insanlık halidir, unutulur arada, dalgınlığa gelir dersin eyvallah da; ineceğin durağı kaçırdın diye şoföre kızmak da neyin nesi be kardeşim? Hele sabah sabah hiç çekilmiyorsun. Hayır, sarışın olmasan yine bir nebze katlanılabilirsin ama bir de sarışınsın ya!&#8230; Gelmişsin sarışın sarışın tartışıyorsun şoförle&#8230;</p>
<p>Hâsıl-ı kelam, sabahleyin otobüse binmek çetin bir iş. Öyle her kişi yapamaz. Yürek ister ellaam.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/otobusler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>zombies vs. yiğido</title>
		<link>http://www.bitlilimon.com/zombies-vs-yigido/</link>
		<comments>http://www.bitlilimon.com/zombies-vs-yigido/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2012 08:37:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>köşeli portakal</dc:creator>
				<category><![CDATA[arıza haller durumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitlilimon.com/?p=4894</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış bir yokmuş. Develer burj dubai’nin bahçesinde sex on the beach’lerini yudumlarken, pireler üzerlerinde zıp zıp zıplarken, güzel mi güzel, hoş mu hoş, akıllı mı akıllı, aman Allah&#8217;ım çok şahane, züper bi kız varmış. Bir gün bu kız sözlük aleminde masum bir şekilde dolanıyormuş. O sıralarda Sivas’ın bağrından kopup gelen, delikanlılığının baharında bir genç, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir varmış bir yokmuş. Develer burj dubai’nin bahçesinde sex on the beach’lerini yudumlarken, pireler üzerlerinde zıp zıp zıplarken, güzel mi güzel, hoş mu hoş, akıllı mı akıllı, aman Allah&#8217;ım çok şahane, züper bi kız varmış. Bir gün bu kız sözlük aleminde masum bir şekilde dolanıyormuş. O sıralarda Sivas’ın bağrından kopup gelen, delikanlılığının baharında bir genç, bu kıza takmış. Sonra kızla konuşmak istemiş. Kız da sevabına muhabbet etmiş bu delikanlıyla. Adam biraz gıcıkmış aslında. Böyle bir ukalalık, bir adamsendecilik. Sanki kız onun peşinden koşuyor. Kendini ağırdan satmalar, sizli bizli konuşmalar. Sonra bunlar yavaştan… Yok baya hızlı bir şekilde tanışıp kaynaşıp buluşmuşlar. Adam kızı görünce vurulmuş, kız pek oralı olmamış. Falan fıstık.  Kısacası kandırmış bizim kızı bu oğlan. Artık çok geçmiş, iş işten geçmiş. Birbirlerini sevmişler, aşık olmuşlar ama birbirlerine hiç aşkım dememişler. Öyle mutlularmış ki…</p>
<p>Ve sonunda evlenmişler. (oha ne çabuk!) Ev çok ucuza gelmiş. Bahçeli bir yer bulmuş bunlar İstanbul’un orta yerinde. Kirası da 3. O kadar kelepir yani. Oğlan sabah akşam sevdiceği için çalışırken, hatun okulunu bitirmeye çalışıyormuş.</p>
<p>Günlerden bir gün. Hangi gün? Onu hiç hatırlamıyorum işte, çok fena yağmur yağmış hacı, öyle böle değil yani.</p>
<p>Gereksiz filaşbek: Yüzyıllar önce İstanbul Adıyokhenüzpolis’ken ki polis aynı zamanda şehir demektir. Neyse, işte o zamanlar çok yüksek bir dağın zirvesinde çok nadir bir çiçek yaşarmış. Sonra kötü kalpli bir cadı o çiçeği sonsuz güzellik için koparmış. Ama g.tünde patlamış ablanın. Kopardığı yerde Allah tarafından bir yazı belirmiş, o sırada yeşil bir ışık hüzmesi fiyu diye ablaya teğet geçmiş. Çok fena şeyler olacakmış bence. O yazıda şunlar yazıyormuş:</p>
<p>- Heh şimdi yandın işte! Önüne gelen koparıp orasına burasına sürsün diye mi kök saldım ben bu toprağa? Valla hemşerim şimdi lanetlendin, kahrolası. O may gat!! Ben diyim 2 sen de 3 vakte kadar bu topraktan öyle şeyler çıkacak ki, aslında onlar yaşamayacaklar ama hareket edebilecekler. İşte onlar gün geldiğinde bu toprağın üzerindeki her şeyi yiyip bitirecekler. Nihaaaaaa!!!!!</p>
<p>Hani yağmur yağmıştı ya? İşte o yağmur meğersem asit yağmuruymuş ve topraktaki şeytanı uyandırmış. Vuuuuu… Aman Allah’ım o da ne? İşte tam o sırada bu mutlu çift tam da evde uyumaya hazırlanırken, evin bahçesinde zombiler belirmiş. Meğersem evi bunlara zaten, bizim oğlanın dibinin düştüğü, hatta kızla dalga geçip ‘’sen niye kısasın, senin niye boyun yok, bizde niye yok?’’ diye veryansın ettiği hatun, o bitkiyi koparan cadı satmış ya! Evet oymuş. Ondan ucuza vermiş zaten, yoksa nerrdee?</p>
<p>Neyse işte uzatmaya gerek yok. Sözde romantik bi&#8217;  hikaye olacaktı, iyice fantastik oldu. Evi zombiler basınca bizim yağız delikanlı kıza dönüp;</p>
<p>- Bebeğim, sen burada kal, ben gidip ikimizi de kurtaracağım, demiş. Kız;</p>
<p>- Hayırr bebeğim hayırr! Tek başına gitmene asla izin veremem. Ya sana bir şey olursa o zaman ne yaparım ben, demiş. Yağız delikanlı;</p>
<p>- Bişi olmaz yea, demiş. Kız;</p>
<p>- Ama beybi, demiş,  Oğlan;</p>
<p>- La bi git. Bana bir şey olmaz merak etme, ikimizi de kurtaracağım. Ben Sivas’ın bağrından kopup gelen yağız delikanlıyım yoksa unuttun mu hehe? (o sırada kızın yanağını okşarken yüzünde ukala bir tebessüm belirmiş) Ve kızı kendine sertçe çekip alnının ortasına (ne zannettiydin?) bir öpücük kondurduktan sonra hars diye açmış kapıyı ve zombileri görmüş karşısında. Tam silahına davranıp bam bam diye saydıracakken, bahçedeki çiçekleri, domatesleri, karpuzları, kısacası bahçenin hepsini yediklerini görünce sinirlenmiş, sinirlenmiş, sinirlenmiş ve gözlerini öyle bir kısmış ki; japon çizgi filmindeki tusubasa gibi olmuş. Ve aniden kaldırmış kafasını, yavaşça çevirmiş;</p>
<p>- Lanetolasıcalar! Defolup gidin buradan. Yemişiniz bütün bahçeyi, adamı izin günde rahat bırakmadınız, bi gidin de uyuyak la! demiş. İşte o anda bütün zombiler &#8216;taam yiğido, ehmek yen mi&#8217; deyip arkalarını dönüp gitmişler ve bir daha hiç geri dönmemişler. Ve kızla adam ömür boyu mutlu olmuşlar. Gökten üç elma düşmüş, üçü de oğlanın kafasına, yazık la!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitlilimon.com/zombies-vs-yigido/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

