
Bilimsel bir tez konusu kadar iddalı olmasa da iletişimsizliğin duygusal analizini dile getirmek istedim. bir çok fizyolojik farklılıklarımız bizi duygusal farklılıklara da itiyor ki bu gayet normal. empati adını koyu vererek çözdüğümüzü düşündüğümüz bu yetersiz düşünceler aslında iletişimsizliğimizin resmidir. ihtiyaçlarımızı, hedeflerimizi ve kişisel hırslarımızı bir kenara bıraktığımızda hayatı anlamak ve yaşamak daha kolay oluyor. herkesin anlayacağı dilde anlatmak diye bir kavram vardır örneğin. bu gösteriyor ki iletişimde bir çok dil var insandan insana değişen ve birde herkesin anladığı bir dil var. iletişim için bazı kesimlerce yavan diye adlandırılan bu dil günlük hayatımızın yol haritası değil midir?
Özellikle birebir ilişkilerde gösterdiğimiz diyalog bir çabanın ötesinde doğal bir süreç gibidir. peki ne olurda bir anda her şey terse döner. bakarsınız ki çok iyi olduğunuz biriyle kötü olursunuz, bir anda dünyanın en iyi insanıyken en kötü insan olur ve hatta bir daha görülmek bile istenmez. bu sadece arkadaşla olmaz elbet. zaman zaman eşle, anneyle, babayla, hatta bu sosyal çevreyi biraz daha büyütürsek işiyle ülkesi ile ve hatta bir zamanlar uğrunda ölümü göze aldığı davasıyla bile olabiliyor. değişim dediğiniz duyar gibiyim; insan dünyadaki her varlıktan daha hızlı değişir ve onun bir iradesi vardır. beyin dediğimiz yarı silindir iki loptan oluşan et parçası içinde milyonlarca metre damardan, sudan ve etten başka bir şey değildir. ruhu çekip aldığınızda nasıl geriye ceset kalıyorsa duyguyu da insandan aldığınızda fizyolojik özelliklerden başka bir şey kalmaz çünkü insanın hükmettiği irade temelinde duygusal hesaplaşmaları barındırır.
fakat bu güdülenmeler daha küçükken yakın çevremiz tarafından bize yükleniyor. örneğin daha ilk okula giden bir çocuğa büyünce ne olacaksın sorusu sıklıkla dile getirilir. kız çocuklarına da evlenmeye şartlanma yapılır, bir emanet olmayı daha küçük yaşta öğrenir böylece. bu baştan ihtiyaca yönelik güdülenmeler kişinin hayatının geneline yayılır. dışarıdan bakıldığında çok saçma gelen ırkçılık bile bir güdülenmenin bir duygusal benleşmenin sonucudur.
Velhasıl demem o dur ki arkadaşlar duygularımızı da kontrol altına almalıyız, duygusal eksiklikler yaptığımız hatanın hata bile olduğunu anlamamızı engeller…





insanlar duygusal eksikliklerinin bir farkına varsa aslında ortada sorun kalmayacak..
Biraz da tuhaftır aslında insanlar çeşit çeşit yaratılmıştır yani anlayış beklerken ters tepebilir o yüzden insanın kendisine TARAFSIZ bakması gerekir. Zor bir işlem ama geçilmesi gereken bir elek. Benim düşüncem herkesten aynı düşünceyi, anlayışı, idraki bekleyememek. Nitekim sanat ve anlayışı buna tam örnektir.
aslında insanların paydası çoğaldıkça aynı dili konuşmaya başlıyor peki neden daha sonra aynı dili konuştuğun aynı duyguları paylaştığın insanlarla iletişim telleri kopuyor? iletişim çetrefilli konu vesselam
payda aynı olabilir ama pay farklı çünkü başka etkenler giriyor araya her zaman her şey aynı şekilde gitmiyor bu yüzden insanın kendine dönmesi gerekiyor eğer herkes kendi evinin önünü temizlerse dünyada pislik olmaz.
güzel tahlil etmişsin turn the page, zihnine sağlık..
aslında iletişim bir alış veriş işidir sanırsam; insan farkında olarak veya olmayarak alacağını alır vereceğini verir, hesap ödenir ve an biter..
hesap ödeme şekilleri farklılaştıkça da iletişimin sonlanma sebepleri ilintilendirilebilir işte..
nebileyim, ya da onun gibi bir şey
gry,insanlar derken en başta ben:)
lemakanistik,subjetif olmadan ne yaratıcılık olur ne sanat,aslında dediğin doğru yani BEKLEmemek gerek
zeliha,evimizin önünü temiz tutmak gerçekten güzel bi yaklaşım
düş,alacak verecek demişken hani derler ya kimseye muhtac olmamak:)insanlara alacaklı gibi bakmamk lazım…
turn the page evimizin önü temizleme örneğini ben verdim ki bu konuyla alakalıdır görüşümden sapmadım sadece desteklemek için bir isnat olsun diye öreneği verdim ki bence kişiler düşüncesiyle subjektifdir
Tespitlerine katılıyorum turn the page.iletişim her şeyin temeli.duygularımızı ve düşüncelerimizi doğru bir şekilde ifade edebilmek büyük bir meziyet.temeli ailede atılıyor.çocuk etrafındakilerden göre göre öğreniyor tabii en başta anne ve babasından.aileye önemli görev düşüyor.yazı için teşekkürler.:)