Yûsuf’un aynası…
“Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler” A’râf 176
Bir gün Yusuf’un güzellik şöhretini duyan bir bedevi, çöller aşıp seraplara kanmadan, vahalara duraklayıp en fazla, hiç yolundan sapmadan. Yusuf’u görmek için Ken’an iline varmıştı.
Yanına vardığı zaman, Yusuf, o güzellik güneşi, çocukça bir sevinçle gülümsedi.
Ve dedi: De bakalım ey bedevi, bunca yolu aştın ve geldin. Bir yükün olmalı. Sözün hazinesinden ya da mera denizinden ne getirdin bana?
Yoksul bedevi gülümsedi.
Dedi: Yusuf, ey Ken’an’a doğan dolunay! Ey varlıklara sebep olandan nişane olan! Gülümsedin. İçim aydınlandı. Baktın ve konuştun ya benimle artık yitmem, eskimem. Lakin güzelliğin denizinde yekta inci iken sen, benim gibi yoksul bir bedevi sana ne verilebilir ki? Sende olmayan bende, ne olabilir ki?
Böyle diyerek bedevi, sırtındaki devetüyü heybeden bir ayna çıkardı usulca. Küçük, yuvarlak bir el aynası, kıymetsiz bir şey.
Sana, dedi en uygun armağan bir ayna olabilir yine de.
Bir ayna ki ona baktığında kendi güzelliğini göresin.
istanbul – büyük, kirli kaldırım

istanbul, her zaman ki gibi kalabalık, boğucu, kirli. aslında her zaman ki gibi sessiz, ilham verici, tertemiz. duruma göre, kişiye göre kimlikleri var istanbul’un. kişiye göre senaryoları var. buraya gelip kirletenler ya da buraya gelip kirlenenler var her zaman. kaldırımları var istanbul’un. her şeye şahitlik eden büyük, kirli kaldırımlar. şimdi bu kaldırımların şahit olduğu milyonlarca hayat hikayesinden birisini okuyacağız birlikte ya da siz okuyacaksınız ben anlatacağım size..
Kalemimi al ve yazmaya başla!
Kalemimi al ve yazmaya başla!
Mücadele ediyorum, parlak ayışığındaki karanlık güçlerle savaşıyorum…
Mum ışığında yazıyorum, kavrayışı buluyorum…
Merhaba
Merhaba Bitli limon ailem :) 2009 senesinde keşfettiğim, birbirinden güzel yazıları okuya okuya tatlı bir bağımlılık halini alan, her gün bitlilerimiz ne yazmış diye merak ettiğim, zaman zaman ihmal ettiğim olsa da her daim kalbimde özel bir yeri olan Bitli limon’da yazar olma gururunu yaşıyorum.. Müdüriyetimize çoook teşekkür ederim beni yazar olarak kabul ettiği için. Çok heyecanlıyım aynı zamanda :) Yine daimi takipçiniz olarak birbirinden güzel yazılarınızı takip etmeye devam edeceğim :) Elimden geldiğince içimden geldiği gibi yazılarımı sizinle paylaşacağım..
sultanım…

Değerlim,
sen güle bakıp manasını sevensin,
kokusunu cennet kokusu gibi içine çekip ahhh edensin.
kırmızılığı mı seni çeken yoksa yeşilliği mi yapraklarımın,
benim bildiğim ise sadece zandan ibaret.
ağlaman berekettir gamıma.
gönlümdeki ışığı gören,
ben sana aynayım,
sen bana asıl.
senin senliğin benim.
parçalan!

Bazen o kadar yalnız kalıyor ki insan.. Yalnızlığında boğulmamak için elinden gelen her şeyi yapıyor ama yine de başaramıyor. Evet, boğuluyorum, boğuldukça çırpınıyor, çırpındıkça dibe çöküyorum. Duvarlar üstüme üstüme geliyor, kalbim kanıyor, yaralarım açılıyor.. Her seferinde daha büyük, daha derin yaralar.. Tüm dünyaya küfürler, lanetler etmem de kâr etmiyor. Ne değişiyor ki? Düzeltmeye çalıştıkça başladığım noktaya geri dönüyorum. Artık geri dönmek istemiyorum. Artık düzelmek için parçalanmak istemiyorum. Parçalanırken düzelmek.. Düzelirken paramparça olmak.


















son yorumlar