“Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler” A’râf 176
Bir gün Yusuf’un güzellik şöhretini duyan bir bedevi, çöller aşıp seraplara kanmadan, vahalara duraklayıp en fazla, hiç yolundan sapmadan. Yusuf’u görmek için Ken’an iline varmıştı.
Yanına vardığı zaman, Yusuf, o güzellik güneşi, çocukça bir sevinçle gülümsedi.
Ve dedi: De bakalım ey bedevi, bunca yolu aştın ve geldin. Bir yükün olmalı. Sözün hazinesinden ya da mera denizinden ne getirdin bana?
Yoksul bedevi gülümsedi.
Dedi: Yusuf, ey Ken’an’a doğan dolunay! Ey varlıklara sebep olandan nişane olan! Gülümsedin. İçim aydınlandı. Baktın ve konuştun ya benimle artık yitmem, eskimem. Lakin güzelliğin denizinde yekta inci iken sen, benim gibi yoksul bir bedevi sana ne verilebilir ki? Sende olmayan bende, ne olabilir ki?
Böyle diyerek bedevi, sırtındaki devetüyü heybeden bir ayna çıkardı usulca. Küçük, yuvarlak bir el aynası, kıymetsiz bir şey.
Sana, dedi en uygun armağan bir ayna olabilir yine de.
Bir ayna ki ona baktığında kendi güzelliğini göresin.
Ve nasıl yansıyorsa senin güzelliğin şu aynaya, nasıl sen olmasan bir büyük boşluktan başka bir şey düşmeyecekse şu aynaya.
İşte öylece bilesin ki o en parlak ışığın yansımasından başka bir şey değildir senin de güzelliğin.
Sen suretsin O asıl. Sen fersin O mana.
Sen bedensin O ruh. Sen gurbetsin O yurt.
Sen parçasın O bütün. Sen gölgesin O ışık
Böyle söyleyip de geldiği uzun yolları aşmak üzere geri dönerken bedevi, Yusuf baktı elindeki aynaya. Ve bildim, dedi. Her şey O’ndan, sen de O’ndan, ben de O’ndan! Bunu söylemek istiyorsun.
Ve ben bunu biliyorum.
Nazan Bekiroğlu / Yusuf ile Züleyha
Kaf dağının nişanesi Anka idi,
Ken’an ilinin nişanesi Yusuf idi,
fakir bedevinin nişanesi ancak bir ayna olabilirdi.
Herşeyi yansıtan O, bakılamayan,
sözlerle anlatılamayan, tarifi mümkün olmayan,
O ışık olmalıydı ve ancak, ışık yansıyıp içine alabilirdi.
Öyle delici öyle şiddetli bir ışık ki,
ancak içinde kaybolunurdu.
Herşeyin özetiydi bedevi ile yûsuf’un karşılaşması.
Bedevinin Yûsuf’u görmesi, konuşması, bedeviye bir lûtuftu.
Yûsuf’un bedevinin hediyesinde gördüğü,
ancak bir sır olabilirdi.
Ve artık Yûsuf O sır’ra talipti.
Aynada gördüğünü bildi ve sadece O’na teslimdi.
Züleyha’nın dediği gibi O Yûsuf’un Rabbi’ydi.
Gurbetteydi ve yurduna hasretteydi…





Yusuf Züleyha için bir tohumdu… Koyu karanlık olan Züleyha saçları Yusuf’a zindan… Gömleği yırtıp atan örtüsünü açan Züleyha… Kendinde olanı ortaya çıkartan Züleyha.. Yusuf’ un güzelliğini ortaya saçan Züleyha… Bir bedevi Züleyha… Yusuf’a ayna Züleyha… Yusuf Züleyha da zindanda… Yakubun nuru gözünün ışığı Züleyha da koyu karanlıklarda… Gurbette (Züleyha da) mahsun sabırla yurduna (Yakuba) hasret Yusuf Züleyha da… Onbir yıldız güneşin ve ayın secde ettiği bir Yusuf Züleyhanın zindanın da…. Zindandaki Yusuf’la yok olup, güzelliğini Yusuf’a dönüştüren bir ayna…
Yusuf -21 “Onu satın alan Mısırlı, karısına şöyle dedi: “Ona iyi bak, kendisine güzel bir yer hazırla. Bize yararı dokunabilir. Belki de evlat ediniriz onu.” İşte bu şekilde biz Yûsuf’a yeryüzünde imkân verip o toprağa yerleştirdik ki, ona olayların/haberlerin yorumunu öğretelim. Allah, kendi emrine Gâlib’dir/kendi emrine hükmeder. Ama insanların çokları bilmiyorlar.”
Ben bilmem desende bilirim sen incilerin en büyüklerindensin… Şemsin dediği gibi bütün ilimlerde önde ama el pençe divan Şems önünde Mevlana gibisin….
tekvin(…); neler yaptin sen, neler soyledin.
zuleyha ve yusuf ve yakup ve … soylediklerin icin sadece elhamdulillah derim. benim icin soylediklerine gelince sadece estagfirullah diyebiliyorum.
ben hala kendini bilmeye calisan bir kole,
kendini bilenlere sadece ayak bagiyim,
serseri bir gonul benimkisi,
bilmeden konusur ve lutfedilirse yazarim bazende,
cok cesurum bazen de ölesiye korkak olurum.
adlarini anmaya layik degilim buyuklerimin,
kimim ben diyebilen şuursuzlardan olmasamda
kimsin sen cevabina gucu yetmeyen biriyim.
sadece tum ruhumla, tum benligimle,
tum alemimle tek bir arzudayim.
yanarsa ahiretim de dunyam da.
ne dilerse bana, hepsine amenna…
aşkı anlamak için, Yusuf ile Züleyha’yı tanımış olmak gerekmiyor, Nazan Bekiroğlu’nun Yusuf ile Züleyha’sının kıyılarında azıcık gezinmek yeter…
esved; adı, Yusuf’un adıyla anılan Züleyha gibi, bu gidişle adın Aşk’la anılacak…
Tekvin ve Aslı’nın güzel yorumlarına katılıyorum. İyi ki varsın Esved’cim..